24 Ocak 2017 Salı

İnstagram Hesabı Açtım: @readandbeyond



   Merhabalar!
   Bugün her zamankinden farklı olarak size benim açıdan güzel bir haber vereceğim. Uzun zamandır aklımda olan ancak elimde olmayan imkanlardan dolayı bir türlü yapamadığım şeyi yaptım: Bookstagram hesabı açtım. Sizlerle burada da paylaşmak istedim. İnstagram hesabıma hepinizi beklerim.

23 Ocak 2017 Pazartesi

W Two Worlds - Dizi Yorumu



  Merhaba Arkadaşlar!
  Bir dizi yorumuyla daha karşınızdayım. Evet yine bir Kore dizisi izledim.  İnanın nedenini anlamadığım bir şekilde bu aralar kendimi Kore dizilerini merak edip izlerken  buluyorum. Tek bir türe bağlı kalamadığımdan İngiliz dizisi olan Black Mirror’ın 3.sezonuna başladım şu sıralar. Sonunda şu kızda farklı bir şey izledi dersiniz artık. Siz de kurtulun ben de.  Evet kemerleri bağladıysak sizi şimdi W dünyasına götüreceğim.

22 Ocak 2017 Pazar

Bülbülü Öldürmek - Harper Lee | Kitap Yorumu


İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır.

   Merhaba Arkadaşlar;
   Sunum ödevlerimi, final haftamı zorlu bir süreçle ardımda bıraktım ve dolayısıyla uzun bir aradan sonra bir kitap yorumuyla tekrardan karşınızdayım. Umarım tatilimi iyi değerlendirebilirim. Bülbülü Öldürmek’e çok yanlış bir zamanda başladığım için neredeyse 1 ay ara vermek zorunda kaldım. Bir kitaba başladıysam onu ne yapar eder  bitirmeye çalışırım.  Final haftam bittikten dört gün sonra  kalan 150 sayfayı da okuyup kitabı bitirdim. Böylece uzun zamandır merak ettiğim sevilen bir kitabı daha okunacaklar listesinden çıkarmanın mutluluğuna eriştim.

Bülbüller bizi eğlendirmek için şarkı söylemek dışında bir şey yapmaz. İnsanların bahçesindeki bitkileri yemezler, mısır ambarlarına yuvarlanmazlar, tek yaptıkları iş bize içlerini dökmektir. İşte bu yüzden bülbülleri öldürmek günahtır.

13 Aralık 2016 Salı

Her Şey - Nicola Yoon | Kitap Yorumu



Birlikte Küçük Prens'i ilk okuduğumuz zamanı hatırlıyor musun? Sonunda öldüğü için çok üzülmüştüm. Sırf gülüne tekrar kavuşabilmek için nasıl ölümü seçebildiğini anlayamamıştım. Galiba artık anlıyorum. O ölmeyi seçmiyordu. Gülü, onun bütün hayatıydı. O gül olmadan, Küçük Prens zaten yaşamıyor olacaktı.

Her Şey , AKİY hastalığından dolayı dünyaya alerjisi olan ve 17 senedir evden dışarı çıkmamış Madeline’nın Olly’le birbirine aşık olmalarını konu alıyor. Aslında hastalık konulu o kadar çok kitap varken bu kitap onların içinden kolayca sivrilebilir. Çünkü buradaki hastalık kızın eve hapsolmasını sağlayacak kadar farklı bir boyuttaydı. Diğer kitaplarda olaylar seni seviyorum ama yakında öleceğim fikri üzerine kuruluyken Her Şey’de bu seni seversem öleceğim fikri üzerine kuruluydu. Çünkü Madeline’nın Olly’le beraber olabilmesi için dış dünyaya adım atması gerekiyor.

9 Aralık 2016 Cuma

İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali | Kitap Yorumu


İçimizdeki Şeytan Sabahattin Ali

İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.


   İçimizdeki Şeytan’ı okuyarak  insan ruhunun en derinlere doğru bir yolculuk daha yapmış oldum. Bu yolculuk sırasında kimi zaman yazarın ruhunun izlerini takip ettim kimi zamansa karakterlerin düşünceleri beni peşinden sürükledi.  Biraz kasvetli de olsa güzel bir yolculuktu.  İlk başlarda kitap aşk üzerine kurulu gibi gözükse de yazarın  aslında insanın ruhunu anlatmak için aşkı yardımcı bir araç olarak kullandığını anlıyorsunuz. Ömer karakteri her ne kadar kendine karşı dürüst olsa da tutarsızlıklarından ve zaaflarından ötürü benim için bir Raif Efendi ve Yusuf olamadı.  Ancak  her insanın bir zayıf yönü vardır. Kitabın ele aldığı insanın zayıflığı da göz önüne alınırsa Ömer’in realist bir gözle yazıldığını anlayabiliriz. Ömer yaşadığı hayatı beğenmeyen, arayışlar içinde olan ancak bir kapana kısılmış gibi bulunduğu durumdan kendini kurtaramayıp daha da dibe batan birisidir. Öyle ki kendi iradesiyle iş yapmış olmak için intiharı düşünse de ona dahi üşeniyor. Macide’yi bulunca artık hayatına çekidüzen vereceğini düşünsem de kendi anlamsız hayatına ve lüzumsuz ahbaplıklarına Macide’yi de sürükledi.  Macide’nin Ömer’e mektupta “seni seviyorum... neden sevdiğimi bilmeden seviyorum.” Yazması aslında onların farklı kişiliklerde olduklarını bir kez daha ispat etti. Bende bu sayede belki ilk defa bir kitapta bir çiftin birbirini sevmesine rağmen ayrılmaları gerektiğini düşündüm. Macide’nin içsel dünyası beni Ömer’inkinden daha fazla etkiledi. Yine aynı şekilde çok az okuyabilsek de Bedri’nin düşünceleri de çok doğru bulup hak vermemek elde değildi.

6 Aralık 2016 Salı

Bir Küçük Yalan - K.A Tucker | Kitap Yorumu


   Hani arada okunması basit, kafa dağıtıcı şeyler okumak istersiniz ya işte ben de böyle bir anımda Bir Küçük Yalan’ı okudum. On Küçük Nefes serisinin 2. Kitabı olan bu kitapta Livie’nin hikayesini okuduk. İlk kitapta Livie’nin ablası olan Kacey’i okumuştuk. O kitabı okuduğum zaman beğenmiştim ama belki şimdi okusam beğenmeyebilirim. Kacey ve Livie  çok zor şeyler yaşamışlardı. Kacey ne kadar etrafına ve kendine zarar verdiyse Livie hep aklı başında,çalışkan,başarılı kardeş olmuştu. Tabi bu sadece buz dağının görünen kısmıydı desek yanılmış olmayız. Onun açısından yaşananları bu kitap sayesinde okumuş olduk.  

14 Kasım 2016 Pazartesi

Moon Lovers Dizi Yorumu



  Herkese Merhabalar!
  Oldukça yorucu ve yoğun geçen bir vize haftasından sonra kendimi yine blogda buldum. Geçtiğimiz günlerde Moon Lovers diğer adıyla Scarlet Heart: Ryeo'yu izledim. Şu sıralarda hep bir Kore dizilerine merak sardım hadi hayırlısı! Moon Lovers izlediğim ilk Kore dizisi olmasa da izlediğim ilk tarihi Kore dizisi oldu. Bu arada şu an her ne kadar mümkün olmasa da aynı anda tüm düşüncelerimi yazasım var. Bu yüzden giriş yapmakta çok zorlanıyorum. Dizinin güzel bir yorumunu yapabilirsem en sonda kendimi alkışlayacağım.
  Bu diziyi bana kuzenim övüp durmuştu ve ben de izlemem gerektiğini düşünüp harekete geçtim. Ayrıca ilk defa bir tarihi Kore dizisi izleyeceğim için diziyi oldukça merak etmiştim. Ne yalan söyleyeyim ilk başlarda dizi beni pek sarmadı. Bunda dizinin benim istediğim yönde ilerlememesinin büyük payı vardı. Hal böyle olunca ben de diziye biraz ara verdim. Boş bir zamanımda tekrar izlemeye devam ettim ve bölümler ilerledikçe dizinin tam benim istediğim kıvama geldiğini hissettim. Daha sonra zaten dizi o kadar güzelleşti ki ben diziyi izlemedim dizi bana kendini izlettirdi. Düşünün üç gün sonra çok zor vizelerim  var ve ben dizinin son kalan üç dört bölümünü nasıl araya sıkıştırıp izlerim diye plan yapıyorum. Çok uzattım hemen dizinin konusuna geçiyorum.
   21.yy da yaşayan Go Ha Jin suda boğulmakta olan bir çocuğu kurtarmak için suya atlar. Bu da güneş tutulması zamanına denk gelir ve kendini bir anda Goryeo Hanedanlığı zamanında yaşayan Hae Soo olarak bulur. İlk zamanlar bulunduğu yeri yadırgayan Hae Soo zamanla ortama ayak uydurur ve bu durumu kabullenir. Hae Soo'nun prenslerle arasındaki aşk ve dostluk ilişkisi aslında pek çok olayında bir başlangıcı olacaktır.