Nehir Erdem dikkatimi ilk olarak İnadına Aşk dizisinin
senaryosunu yazmasıyla çekmişti. Dizinin o kadar komik bir hikayesi vardı ki ben
de yazarın kitaplarını da merak etmeye başlamıştım. İlk olarak Huysuz ve
Ruhsuz’u okumuştum. Şimdi de Aşkın Adı Yahya'yı okudum ve bir kanıya vardım. Yazarın
yazdığı erkek karakterlerle kadın karakterler çok benzer özelliklere sahipler
ki bunu yazarın senaryosunu yazdığı dizileri de katarak söylüyorum.
21 Temmuz 2017 Cuma
Belki Bir Başka Hayatta – Taylor Jenkins Reid | Kitap Yorumu
S.ktir Et Aşkı – Tarryn Fisher | Kitap Yorumu
Bu kitap bana yazarın kitaplarını ne kadar özlediğimi hatırlattı. Tarryn Fisher, aşkı farklı yönleriyle işlemeyi çok iyi başaran bir yazar. S.ktir Et Aşkı'da gördüğü bir rüyanın etkisinde kalarak en yakın arkadaşının sevgilisine aşık olan Helena'nın hayatını okuyoruz.
Öncelikle kurgunun bir rüyaya dayanarak
oluşturulmasını çok beğendim. Çünkü rüyalar çoğu zaman bilinçaltının dışa
vurumu oluyor. Günlük hayatımızda bastırdığımız düşünce ve duygularımızı
rüyalarımızda engelleyemiyoruz. Helena'da 10 yıllık arkadaşı Della'nın sevgilisi
Kit'le rüyasında evli olduğunu ve çocuklarıyla güzel bir hayatı olduğunu
görüyor. Bundan sonrasında ise rüyanın etkisinden çıkamıyor, sürekli aklına o
rüya geliyor. Bu kurgu aslında bizim dizilerimizde görmeye çok alışkın
olduğumuz bir senaryo. Ancak kelimelerin gücü denen şey burada devreye giriyor.
Ben buna kısaca klişeleri klişe olmaktan çıkaran yazım gücü diyorum. Helena'nın
acı çektiği kısımlar çok iyi yazılmıştı. Öyle ki kitabı okurken o çaresizlik hissini
soluyor gibi hissettim. Ayrıca bu sadece yaşanmaması gereken bir aşk hikayesi
değil, bir kendini bulma hikayesiydi.
Her Şey İçin Teşekkürler – Tommy Wallach | Kitap Yorumu
Saudade. Henüz olmamış ama olacak bir şey için hissedilen üzüntüyü
ifade ediyordu bu kelime. Umutsuz vakalar için hissedilen üzüntü. Hayatta
olmanın üzüntüsü.
Her Şey İçin Teşekkürler’i Haydarpaşa Kitap Günleri'nde merağıma
yenik düşerek almıştım. Hakkında çok şey duymuştum ki bunların çoğu olumlu
yöndeydi. Bir süre rafta durdu. Çünkü o zamanlar içimden kitap okumak gelmiyordu.
Tekrar yorumları okuyarak kendimi gaza getirdim ve okumaya başladım. Peki
beğendim mi? İsterseniz adım adım vereyim bunun cevabını.
Öncelikle baskı özenle hazırlanmış. Özellikle elimi kitabın
cildinde gezdirmek çok iyi hissettiriyor. Kitapların dışından çok içine önem
veririm ama bunu belirtmeden geçemedim. İçeriğine gelecek olursak... Kitabın
daha ilk sayfasından özgün bir anlatım diline sahip olduğunu anladım. Ve bu çok
hoşuma gitti. Çünkü güzel olduğu kadar
farklı olan her şeyi severim.
22 Haziran 2017 Perşembe
Kafes – Josh Malerman | Kitap Yorumu
Kafes'in ilk çıktığı zamanları hatırlıyorum. Çok satanlar
köşesinde boy boy dizili bir şekilde duruyordu. Ben de dış kapağına bakıp bakıp
kapağın çok güzel olduğunu düşünüyordum. Ama hiç öyle okumak gibi bir düşüncem yoktu.
Çünkü benim genel okuma tarzıma hitap eden bir tür değildi. Korku gerilim
türünü pek tercih etmem. Kafes'i bana arkadaşım okumam için verdi ve bu sayede
okumuş bulunuyorum.
Öncelikle bu kitabın korku ağırlıklı olmadığını söylemek
isterim. Ancak kesinlikle çok boğucu bir havası var. Okurken sanki afakanlar
basıyordu beni. Hayal gücümü çok fazla kullanarak okuduğum için sanki içime bir
kasvet çöktü. Bu durum hikayede geçenleri hissettirebilmesi açısından iyiyken okuma
hızımı yavaşlattığı için kötü bir durum oluşturdu.
Yeraltından Notlar - Dostoyevski | Kitap Yorumu
Bundan yıllar önce Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sını ödev
psikolojisiyle okumaya başlamıştım. Ancak o zamanlar hem yaşımın küçük oluşu
hem de zorunluluk psikolojisiyle yarım bırakmıştım. Bu yüzden Yeraltından Notlar’ı
Dostoyevski'den okuduğum ilk kitap olarak sayıyorum. Ayrıca eğer hiç Dostoyevski okumadıysanız da bu
kitabın iyi bir başlangıç olacağını düşünüyorum.
Kitap 2 bölümden oluşuyor. İlk kısım olan Yeraltı'nı
okumakta biraz zorlandım. Çünkü bazı cümleler virgüllerle uzadıkça uzadığı için
cümlenin başını hatırlamakta zorlanıp başa dönüyordum. Dolayısıyla bu durum
okuma hızımı düşürdü. Bu kısımda herhangi bir olay örgüsü yoktu, sadece isimsiz
kahramanımız insana dair düşüncelerini belirtiyordu. Kendini hasta olarak
tanıtan kahramanımız, hiç şüphe götürmez ki sıradan düşünen birisi değildi. Özellikle
istekler, çıkarlar, özgür irade, akıl, bilinç gibi olguları farklı bir bakış
açısıyla ele alsa da benim en çok hoşuma gideni insanın bile bile acı çekmeyi
tercih ettiğini anlattığı satırlardı. Hepimizin bildiği ama yüzleşemediği bazı
şeyler vardır ya bazen kendimize bile itiraf edemeyiz. Yeraltından Notlar
bunlara ayna tutan bir yapıttı.
Böğürtlen Kışı – Sarah Jio | Kitap Yorumu
Herkese Merhabalar
Böğürtlen Kışı bir günde bitirdiğim için kendime
inanamıyorum. 1 haftadır finaller yüzünden kendime zaman ayıramadığım için
kitaba büyük bir açlıkla saldırmış olabilirim. Tabi kitabın da akıcı ve
sürükleyici olmasının da etkisi büyüktü. Öncelikle Böğürtlen kışı benim için
Sarah Jio'yla tanışma kitabı oldu. Hikayelerini çok merak ettiğim bir yazardı.
Kitabın arka kapağındaki yazıyı okuyup konuyu merak ettim. Vera,
oğluna bakabilmek için çalışmak zorundadır. İşten eve geldiğinde oğlunu evde
bulamaz. Üstelik Mayıs ayında yağan şiddetli karların-Böğürtlen Kışı- içinde
oğlunun oyuncak ayısını bulur. 80 sene sonra yine bir Böğürtlen Kışı görülür ve
bu olayı haber yapmak isteyen Claire, Vera'nın oğluna ne olduğunu çözmeye karar
verir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






