Biliyorsunuz ki uzun zamandır kitap okumaya vakit bulamıyordum ve sonunda bunu Tan Yeri ile aştım. Merve Özcan'ı Haramdan Sakın serisiyle tanıdıktan sonra bundan sonra kaleme alacağı kurguları çok merak ediyordum. Ancak Tan Yeri gibi bir kurguyla karşımıza çıkacağını hiç beklemiyordum ve bu benim için bir sürpriz oldu diyebilirim. Kitabı ilk okumaya başladığımda hiçbir şey anlamadım. Kafamda sadece kitabın nerede ve ne zaman geçtiği ile ilgili soru işaretleri vardı. Bir süre sonra kafamda taşlar yerine oturdu ki eminim kitabı okuyan çoğu kişi bunu yaşamıştır. Karşınızda daha önce hiç okumadığınız bir tarzın olduğunu anlayacaksınız. Yabancı yazarlardan distopya tarzı kitap okumaya ya da film izlemeye çok alışkınım. Ancak bunu İslami bir çerçevede, Kaplan Türkleri adı altında bize uyarlamak gerçekten kolay bir iş olmasa gerek. Hatta yazınca bile alışık olmadığımızdan olsa gerek bir tuhaf geliyor. Kitabı okuyunca ise diyorsunuz ki : “ Vay be! Demek ki böylesi de olabilirmiş.”
12 Nisan 2018 Perşembe
Tan Yeri Zifir - Merve Özcan | Kitap Yorumu
Biliyorsunuz ki uzun zamandır kitap okumaya vakit bulamıyordum ve sonunda bunu Tan Yeri ile aştım. Merve Özcan'ı Haramdan Sakın serisiyle tanıdıktan sonra bundan sonra kaleme alacağı kurguları çok merak ediyordum. Ancak Tan Yeri gibi bir kurguyla karşımıza çıkacağını hiç beklemiyordum ve bu benim için bir sürpriz oldu diyebilirim. Kitabı ilk okumaya başladığımda hiçbir şey anlamadım. Kafamda sadece kitabın nerede ve ne zaman geçtiği ile ilgili soru işaretleri vardı. Bir süre sonra kafamda taşlar yerine oturdu ki eminim kitabı okuyan çoğu kişi bunu yaşamıştır. Karşınızda daha önce hiç okumadığınız bir tarzın olduğunu anlayacaksınız. Yabancı yazarlardan distopya tarzı kitap okumaya ya da film izlemeye çok alışkınım. Ancak bunu İslami bir çerçevede, Kaplan Türkleri adı altında bize uyarlamak gerçekten kolay bir iş olmasa gerek. Hatta yazınca bile alışık olmadığımızdan olsa gerek bir tuhaf geliyor. Kitabı okuyunca ise diyorsunuz ki : “ Vay be! Demek ki böylesi de olabilirmiş.”
Not: Seni Hala Seviyorum – Jenny Han | Kitap Yorumu
Bu seriyi gerçekten seviyorum. Aslında düşününce o kadar da harika gelmiyor ama seviyorum işte. Çünkü diğer kitaplardan farklı olarak çok samimi bir anlatımı var. Klişe olaylar var ama yazarın kitapta oluşturduğu samimi atmosfer bunu görmezden gelmenize neden oluyor. Bir genç kızın hayatını okurken aynı zamanda aile ilişkilerini, kardeşliği, arkadaşlığı, aşkı okuyoruz. Kitap hayata dair küçük küçük dokunuşlar yapıyor. İlk kitap bittiğinde de yine bu hislere kapılmıştım ve 2.kitabı merakla beklemeye dayanamayıp 50 sayfa kadarını kitabın orijinal dilinde okumuştum. Sonra işler başımdan aşkın olunca zaman ayıramadım bunu yapmaya. Neyse sonunda kitabı okudum ve gerçekten karakterleri özlediğimi fark ettim. Lara Jean'i hep kendimle özdeşleştiriyorum. Çünkü gerçekten düşünce yapısı olarak çok fazla ortak nokta buluyorum. Hep diyorum benim Amerika'da yaşayan halim gibi.🙃 Belki de seriyi sevmemdeki en büyük etken bu olabilir.
30 Mart 2018 Cuma
BLOGGER DİRENİŞİ | Güncel Kalabilen Kitap Blogları
Herkese Merhabalar!
Bugün her zamankinden farklı bir yazı yayınlıyorum. Başlıktan da anlayacağınız konumuz blogger direnişi !
Bir gün maillerimi kontrol ederken Kitapların Senfonisi blogunun sahibi Büşra'dan bir mail gördüm. Kendisi kitap bloglarını canlandırmak için bir etkinlik başlatmış. Öncelikle gerçekten fikrine bayıldığımı söylemeliyim. Zaten uzun zamandır blogların bookstagram karşısında kan kaybetmesine üzülüyordum. Malesef kitap bloggerlarının çoğu bookstagrama yönelip blogu arka plana atıyor. Bookstagramın da elbette avantajlı yönleri var ama orada biraz daha fotoğraf odaklı ve takipçi odaklı bir sistem olduğundan bloglardaki samimiyeti göremiyorum. İnsanlar çoğunlukla profilinize girdiğinizde altına yazdıklarına değil sayfanızın temasına ve fotoğraflarınıza odaklanıyor. Hatta ne yazdığınız çoğu zaman okunmuyor bile. Bu liste uzar da gider. Kısaca bookstagramı da seviyorum ama blogun yeri bende ayrıdır.
İşte blogger ruhunu yeniden canlandırmak isteyen Büşra, sayfasında güncel olan kitap bloglarının listesini yayınlıyor. İnsanlar güncel olan kitap bloglarını keşfedip birbirlerine destek oluyor. Kendi adıma bu güzel girişimle birlikte blogumun trafiğinin arttığını söyleyebilirim.Yani gerçekten bu "Blogger Direnişi" bloggerlar için gerçekten çok faydalı olmuş. Bize de bu güzel girişimi desteklemek düşer.
Siz de destek olmak isterseniz takip ettiğiniz kitap bloglarını yoruma yazabilirsiniz. Bunun için şurayı tıklayabilirsiniz.
Hoşçakalın!
Hoşçakalın!
4 Mart 2018 Pazar
Zayıflama Maceralarım #1| Nasıl Motive Oldum ?
Kişisel olarak bir şeyler yazmayalı ne çok oldu şu bloga. Halbuki Vakitsiz Kelimeler etiketi altında kişisel bir şeylerden de bahsedecektim. Tabi asla vaktim olmadığı ve üşengeç bir insan olduğumdan bu pek mümkün olmadı. Peki bloga sadece kitap, dizi yorumu giren kız nasıl oldu da kişisel bir yazı yazmaya karar verdi? Cevabı çok basit. Çünkü buraya zayıflama günlüğü adı altında yazılar ekleyerek kendimi zayıflamaya mecbur hissetmek için. Olur da bir gün kilo vermekten vazgeçersem size rezil olmamak için vazgeçemeyeyim diye yani.
Zayıflama maceralarım adı altında size anlatacağım ilk şey insanların beni nasıl tahrik ettiğiyle ilgili olacak. Bakmayın başlığa öyle yazdığıma, o kibarcası. Gerçekte ise gerçekten damarıma çok bastılar. Yani tabiki önce kendim için zayıflama kararı aldım ama aynı zamanda hepsine gününü göstermek için zayıflama kararı aldım desem yalan söylemiş de olmam.
Harry Potter ve Sırlar Odası – J.K Rowling | Kitap Yorumu
SIRLAR ODASI AÇILDI.
VARİSİN DÜŞMANLARI KENDİNİZİ KOLLAYIN.
Yine Harry son olayda ön plana çıktı ve koskoca Hogwarts'ta müdürün, öğretmenlerin yapamadığını 2.sınıf öğrencisi Harry başardı. Ne denilebilir ki? Zaten kitabın baş kahramanı da o. Çıtamı biraz daha yüksek tutup araya başka kitaplar sıkıştırıp sonra 3.kitaba başlamayı düşünüyorum. Bu arada Youtube da Filmler ve Filimler kanalının Harry Potter'a yaptığı parodiye o kadar güldüm ki anlatamam. Sizin de bir bakmanızı tavsiye ederim. Hadi ben kitabın filmini izlemeye kaçar. Görüşürüz! .
25 Şubat 2018 Pazar
Ciğerimi Bıraktığım Dizi: Uncontrollably Fond Dizi Yorumu
DRAM!
GÖZYAŞI!
AŞK!
CİĞER!
Ağlamayı bekliyordum ama hayatımda beni en çok ağlatacak dizi olacağını beklemiyordum. Beni bilenler sıkı bir dram izleyicisi olduğumu bilir. Çoğu insan bundan kaçınır. "Zaten kafamı dağıtmak için izliyorum. Gülmeli eğlenmeli bir şeyler izlemek istiyorum." diyenler çok fazla. Ben ise ne kadar ağlarsam, üzülürsem, tokat yersem ve dolayısıyla etkisinde kalırsam o kadar seviyorum bir diziyi. Kısacası hüznün mutluluktan daha kalıcı etkisi olduğu gibi. Bence psikologlar bu durumu açıklamalı.Dizinin Konusu: Shin Joon Young (Kim Woo Bin) Kore'nin en ünlü oyuncu/şarkıcılarından biridir. No Eul (Suzy) ise belgesel yapımcılığı yapmaktadır. İkilimizin geçmişte yolları kesişmiş olsa da acı bir olayla son bulmuştur. Yıllar sonra yeniden karşılaşırlar. Ancak Shin Joon Young hasta olduğunu öğrenmiştir ve geçmişindeki hataları düzeltmeye, No Eul için adaleti sağlamaya çalışacaktır.
15 Şubat 2018 Perşembe
İmkansızın Şarkısı - Haruki Murakami | Kitap Yorumu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






