30 Mart 2025 Pazar

Call it Love Dizi Yorumu



 Herkese Merhaba,

Yazıp içimi dökmezsem rahat edemeyeceğim bir dizi bulunca kendimi burada buldum. Aslında Call it Love'ı ben geçen sene izlerim diye düşünmüştüm ve erteleme huyum saolsun bu sene izleyebildim ve daha sonra dedim ki "Bu dizi tam benlikmiş yahu, neden ertelemişim ki?" Ancak şunu fark ettim ki bu diziyi geçen sene izlesem oradaki duygular belki beni bu kadar etkilemeyecekti. Empati yapabilsem de belki bu kadar yapamazdım. Bunların nedenlerini de aşağıya yazacağım. 

Edit: Bu yazıyı ben neredeyse geçen yıl yazmaya başlamıştım. Taslakta uzun zaman öyle bekledi, normalde çok uzun bir yorum yapmayı düşünüyordum ama bu süreçte aklımdaki çoğu notu unuttum. Bu da böyle tadında mini bir yorum olacaktır.

Uzatmadan genel yorumumla başlayayım.

Call it Love Genel Yorumum

1. Bu tarz dramalara çok fazla rastlayamıyoruz. Yine bir iyileşme, kendini bulma hikayesi. Keşke saçma sapan konulu diziler yerine böyle dizilere ağırlık verilse. Diziyi bir kategoriye sokacak olursam My Mister ve My Liberation Notes'la aynı kulvara sokarım. Bu arada bence tür tam olarak slice of life değil, dramın dozu daha yüksekti. Esaslı bir dramdı ama bu dram dizinin geneline o kadar hakim ki ağlamak için travmatik bir sahne izlememe gerek kalmadı. Çok basit gibi görünen bir sahne bazen aşırı dramatik gelebiliyordu ve boğazımı düğümlediği çok yer oldu.

 Dizi aslında bir intikam hikayesinin etrafında şekilleniyor. Aile, arkadaşlık, aşk hepsinin bu intikam hikayesiyle birlikte katman katman açılıyor. Ve bu hikaye o kadar güzel dönüşüm geçirdi ki beni rahatsız eden, şu kısımda şöyle işlenseydi dediğim bir yer olmadı. Bu intikamı bir ucuz bir entrika malzemesi olarak değil, iyileşme ve affedip yüklerinden kurtulma şeklinde gösterdiler. 


2. Diziden etkilendim ama bu etkilenme benim gözlerimi doldurduğundan veya ağlattığından değil. Çoğu zaman boğazımı düğümlediğinden. Aslında başka bir şekilde çekilse klasik entrikalı bir dizi olabilecek altyapıya sahipken bunu estetik ve "Bu sahne çok duygusal" diye bağırmadan bunu hissettirebildiği ve anlamlı repliklere sahip olup beni düşündürmesinden dolayıydı. Tabi bir de empati kurabildiğim pek çok öğenin yer almasından dolayı olduğunu inkar edemeyeceğim. Bu diziyi izlediğim zamanlar tek başıma oruç açtığım Ramazan akşamlarıydı. Tek başına oruç açmak dünyanın en gariban hissettiren duygularından biridir, bilenler bilir. Ayrıca diziyi izlediğim zamanlar benim bir şeyleri kafaya takıp üzüldüğüm zamanlara tekabül ediyordu. En basitinden örnek veriyorum erkek kardeşim iş bulamıyordu ve dizideki karakter de erkek kardeşi iyi bir iş bulsun istiyordu. Yine ana karakterimiz ablası iyi biriyle evlensin artık istiyordu, bu da yine çok bendi. Karakterle hayat mücadelemiz ve ortanca çocuk olarak kafaya taktığımız şeyler o kadar benzerdi ki benim diziye kendimi kaptırmamam mümkün değildi.


3. Dizinin girişi zaten beni direkt uyandırdı. Sanki etkileyici bir romanın ilk cümlesi gibiydi, güzel bir beklenti içine hemen sokuyordu sizi: Bir şairin, "Birini anlamak, affetmek ve sevmek istiyorsan arkadan nasıl göründüğünü uzunca bir süre gözlemle." dediği söylenir. Bunu yaparsan onu anlamak, affetmek veya sevmek için boş yere çabalaman gerekmezmiş. Çünkü yapayalnız gölgesi ne olduğunu anlamadan seni ağlatırmış. Haklılar, birinin yalnızlığını anlamak...bence aşkın başlangıcı bu. 

Dizinin ilk repliğinde aslında bize tüm diziyi özetlemişler ve biz fark etmemişiz diye düşündüm. Şimdi geriye dönüp baktığımda diziye ne kadar anlamlı bir giriş yaptıklarını anlıyorum. Bu arada giriş demişken yıllar sonra jeneriği animasyondan ziyade anlamlı görüntüler arasında geçiş yapıp dizinin ruhunu yansıtan bir jeneriğe rastladım. Sonunda dedim, herkes birbirini kopyalar gibi animasyon jeneriği kullanıyordu. İşte bu yüzden bu dizi her detayı düşünülmüş ince ruhlu bir iş gibi geliyor.


4. Çekimlerin estetikliği der susarım. Bana güzel senaryo iyi oyunculuk yeter derim ama yanında bir de estetik çekimler eklenince dizinin havası bir başka oluyor. Mesela sırf bu yüzden bazı sahneler görsel olarak hala kafamda video gibi oynayabiliyor. (Özellikle etkilendiğim bir sahneyi spoilerlı kısma saklıyorum)Tek bir şeyi eleştireceğim neden pembe filtre? Pembe filtrenin estetik durduğunu kabul ediyorum ama çok çok yoğun bir pembe filtre vardı, bir süre sonra rahatsız etti beni, neyseki dizinin iyileşme kısımlarında aydınlık renklere geçiş yaptık.

5. Neden bilmiyorum ama dizi sıkıcı olabilecek yavaşlıkta ama ben 2x hızına almadım, yalan yok almayı denedim ama baktım sahnelerin ruhu ölüyor, karakterlerin yüz ifadelerinin anlamı gidiyor, ben de neyse şu sahneden sonra hızlandırırım, şu sahne de geçsin öyle derken baktım dizi bitmiş ben hala hızlandırmaya almamışım. İşte seyirciyi bağlamak budur. Ben normalde yavaş konuşan insanlara bile katlanamam ama burada mikro ifadeleri, ses tonlamalarını kaçırmak istemedim.

6. Ana çiftin bir kimyası ve uyumu vardı. Bakın bu da önemli bir kriter. Çünkü biliyorsunuz şu ara yakıştırmadığım çiftler görüyorum ama bu dizinin ana çiftini harbiden çok yakıştırdım. İçimden şöyle geçirmiştim, ikisi de manken gibi uzun boylu ne kadar uyumlu gözüküyorlar ki birkaç bölüm sonra dizide kızın annesi boydan dolayı aynı yakıştırmayı yapınca aha da ben demiştim diye güldüm. Çift, gerçekten aralarındaki duvara rağmen birbirlerine olan bağlılıklarını, aşklarını bana geçirdiler. Aralarındaki en ufak bir buzların çözüldüğü sahnede izlerken çok geriliyordum, şimdi ne diyecek, nasıl davranacak yarın falan gibi saçma sapan karakterlerin birbirinden utanmaları, çekinmeleri sırasında sanki orada bulunup onları izleyen 3. bir göz gibiydim. Zaten öylesin demeyin, kabul etmiyorum siz ne demek istediğimi anladınız.

6. Bir de dizinin Flower diye bir müziği var ki dizide bu şarkının hep en başı çalıyordu, asıl etkileyici bölüme denk gelmiyorduk. Sonra ben bir tamamını dinleyeyim dedim ve o sırada şarkı sözlerine baktım. Dizinin ruhuna o kadar denk ki nasıl bir uyum bu? Size yazarken şu an dinledim de bir posta daha gözlerimden yaşlar aktı. Vokale zaten bir şey demiyorum, çok temiz söylemiş şarkıyı. Bu şarkı beni çok duygulandırıyor nedense ya da gün geçtikçe için her şeye ağlar oldum bilemiyorum. 

Yavaş yavaş iyileşeceğim elbet.

Tekrar bir kere daha gülebileceğim elbet.

Zaman geçtikçe bir gün, o vakitte

Çiçekler açacak.

Çoktan solmuş kalbimde çiçekler açacak değil mi?

Hiçbir şey olmamış gibi


Han Dong Jin- Kim Young Kwang


Dong Jin'e baktığımızda öyle ya da böyle bir işi var, hali vakti yerinde. Dışarıdan baktığında mutlu olmaması için bir sebep yok. Ama gerçekten dizideki o meşhur sırt repliğinde olduğu gibi arkasından baktığımızda bütün o bıkmışlığını, tükenmişliğini ve yorgunluğunu bize geçiriyor. Yönetmen saolsun yaptığı çekimlerler bize bunu çok iyi aktardı.  Bu diziden sonra insanların sırtına bakıp ruh hallerini anlamaya çalışma hobim oldu. Hatta iş yerinden bir arkadaşım da bu diziyi izlemiş, aramızda sırtından bile mutsuzluğun anlaşılıyordu diye birbirimize arada bir diziye göndermede bulunuyoruz.

Oyuncunu da hakkını vermek lazım şimdi. Yalnız ben böyle bir dizide böyle bir rol oynasam rolün etkisinden psikolojim etkilenebilirdi. İzlediğim müddetçe adama moral veresim, toparlan kendine gel ya diye tutup kollarından onu sarsasım ve onu üzen herkesle savaşasım gelmişti. Eminim ki tek böyle hisseden biz değildik. Shim Woo Joo aslında bizim yapmak istediklerimizi intikamı bile kenara koyarak yapmak istedi.  

Bir de anne faktörü vardı tabi. Alimden zalim, zalimden alim doğabilir dedikleri böyle bir şey mi dedim. Öyle bir anneden böyle bir çocuk. Annesinin onu utandırdığı sahnelerle onla birlikte utandım resmen. İliklerimize kadar hissettirdi annesine olan duygularını.

Dizide Hang Dong Jin'in aklıma kazınan iki repliğine yer vereceğim. Bir yerde duygusal olarak ikisi de aynı kapıya çıkıyor.

"Aklına geleni söylemek iyi hissettiriyor mu? İnsanlar aptal oldukları için kendilerini tutuyormuş gibi gelebilir ama aklından geçen her şeyi söylersen sözlerinin başkalarını incittiğini görürsün.Bazı insanlar bu daha zor geldiğinden hiçbir şey söylememeye çalışır."
"Bir konuda sessiz kalıyorsam bir sebebi vardır. Bana bunları söyletmen şart mıydı?"

O kadar iyi anlıyordum ki onu bu sözleri söylerken sanki benim duygu ve düşüncelerime tercüman olmuştu. Bu sahneleri izlerken içim ezildi. Çünkü ben de çoğu şeyi içimde yaşayan biriyimdir. Biri beni kırdığında bile mesela bunu içime atarım söyleyemem ve sırf bu sessizliğim yüzünden çevremden eleştiri alırım. Ama insanların bilmedikleri şey bizim gibi insanlar konuşursa karşı taraf gerçekten incinecek ve bu sefer ağır konuştuk diye haklıyken haksız konuma düşeceğiz. Biz de biliriz bizi kıranları kırmayı ama yapamıyoruz işte. Yapsak karşı taraf sessizliğimizi tercih eder bu arada. 

Shim Woo Joo- Lee Sung Kyung


Woo Jo birinden intikam alıp ona zarar vermek isterken aslında kendine zarar verdiğinin de farkında olmayan biriydi. İntikam almak istemesinin altı çok dolu, gerçekten de sonuna kadar haklı bu arada ama bazen gerçek hayatta hikayenin sonunda kötüler cezalandırılmıyor. Hayat bir masal kitabı gibi işlemiyor.

İntikam almanın aslında insanı ne kadar yorduğunu bu kızla bir kez daha anlamıştım. Kendisi intikam almak istediği kadının sesini yürüyüşünü her şeyini hatırlarken onunla karşılaştığında onun hiçbir şey olmamış gibi her şeyi unutmuş şekilde yaşadığını gördü. Ve kötü anıları aklından çıkaramayan tek kişinin kendisi olduğu gerçeğiyle yüzleşti. Malesef hayatta hep böyle olur. Birisi sizi üzer mesela siz yıllarca onun yaptıklarını unutmaz kafaya takarsınız ama karşı taraf hatırlamıyordur bile. Kendimize yapıyoruz sadece malesef. Bunun dizide bu şekilde gösterilmesi çok gerçekçiydi.

Kızı kendime benzettiğim diğer bir şey de içine kapanık olsa da yeri gelince çat çat doğruları insanların yüzüne vurabiliyor olmasıydı. Açık sözlüydü yani. Duygularını belli etmek istemeyen biriydi bir yandan da bu çelişkili durum onu farklı kılıyordu.

Eğer dizi yorumuna ara vermeyip yazımı tamamlasaydım buraya çok şey yazabilirdim ama şöyle ki çoğu detayı unuttuğum için burada yazımı sonlandırmak daha iyi olacak. Hadi bugünlük bu kadar ben kaçar!

Beni İnstagram'da da takip etmek isterseniz şuraya tıklayın.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder