Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2022 Pazar

Prokrastıneyşın Kitap Yorumu


  Çok uzun zamandır bu blogda bir kitap yorumu yazmıyordum. Açıkçası gerek görmüyordum ama bu kitabın blogda özel bir yazısı olması gerektiğini düşündüm. Sadece kitap yorumu olarak da değil biraz kendi savsaklama sürecimden de bahsetmek istiyorum. Zaten kendimi bildim bileli bende olan ancak yüksek lisans belasına bulaştığımdan beri hat safhaya ulaşan erteleme alışkanlığıma artık bir dur demek istedim.
   Yazar prokrastıneyşını kitabın kapağında çok güzel tanımlamış: Başlanıp bitirilmesi gereken işleri inatla erteleme, savsaklama ve oturup çalışmak yerine ıvır zıvır şeylerle oyalanma alışkanlığı. Mükemmel bir tanım. Çok kötü bir şey bu. Hatta bana soracak olursanız bırakın alışkanlığı hastalık bu resmen ve bu hastalık ruhunuza pençe atıp bırakmıyor.
  Önceden bu özelliğimle övünürdüm bir de. Sınavlara son gün çalışır, hatta bırakın son günü son saatler çalışırdım. Örneğin okula gideceğim sınava, otobüste çalışmak için bir A4 kağıdını hazırlar, hiçbir şey bilmiyorum korkusundan o kağıdı yalar yutardım. Ve sınavdan da yüksek alırdım. Biraz hafızam güçlüdür zaten. Sonrada "Ya ben mecbur hissetmeden ders çalışamıyorum, olmuyor." der çok matah bir şey yapmışım gibi bu özelliğimle övünürdüm. Halbuki ne var bolca zamanın varken çalışsan da son dakikaya bıraktığın için sinir stres topuna dönüşmesen. Bünyeye gereksiz bir stres yüklüyorum, ruh ve beden sağlığımla oynuyorum ve sonra bu özelliğimle övünüyorum. O zamanlar bu huyum yine de kontrol edilebilir bir boyuttaydı. Şu an kontrol edilemez bir boyuta ulaşmış gibi hissetmeye başladım.
Tamam diyorum bu sefer çalışacağım, şu saat olsun oturacağım, şu bayram da bir geçsin, o da olsun bu da olsun derken öyle bir tembellik sardı ki bünyeyi elimde telefon saçma sapan şeylerle vakit geçiriyorum. Oturmuş bir saat kaydıra kaydıra reels izliyorum. Saçma şeylerle oyalanıyorum. Tüm saçmalıklara vakit var ama sorumluluklarıma yok. Şu an öyle bir duruma gelmiş durumdayım ki akşam size yollarım dediğim word dosyasını 1.5 aydır hocama yollamadım. Mutlu muyum peki? Hiç mutlu değilim. Hani bari işten kaytardığım için rahat ve özgür hissetsem. O da yok. Sürekli bir vicdan azabı içindeyim. İşin başına oturmaya korkuyorum, oturmasam da mutsuz oluyorum. Böylesine sinir bozucu bir kısır döngü.
  Bu kitabı belki bir çare olur. İki üç cümle görürüm nevrim döner de terk ederim bu savsaklama huyumu diye başladım ama yine olmadı. Bu kitabın suçu değil bu arada. Bu tamamen benim sorunum. Kitapta zaten sizin içinizden gelmedikten sonra bu kitap size hiçbir şey yaptıramaz minvalinde bir cümle var. Çok doğru. Her şey içimizde bitiyor. Kitabı önerir miyim? Evet kesinlikle öneririm. Okunması gereken bir kitap. Normalde ben kitaplarımın altını çizmem ama bunu çizmeden edemedim. Özellikle lisanüstü eğitimde olan arkadaşlarıma öneririm. Çünkü kitap da sık sık bunun tez makale yazmayı ertelemek üzerinden örnekler veriyor. Çok önemli noktalara değinmiş. Okurken adam resmen benim halimi, düşünce yapımı anlatıyor dedim. Anlaşıldığımı hissettim, buna benzer süreçlerden geçen çok fazla insan olduğunu, yalnız olmadığımı,..Neler yapmam gerektiğini, meseleyi ne yönden ele almam gerektiğini, yanlış düşünce kalıplarını, kendimizi nasıl kandırdığımızı bu kitapta okudum. Çok ince ama çok etkili bir kitap bence.

30 Mart 2018 Cuma

BLOGGER DİRENİŞİ | Güncel Kalabilen Kitap Blogları


 Herkese Merhabalar!
 Bugün her zamankinden farklı bir yazı yayınlıyorum. Başlıktan da anlayacağınız konumuz blogger direnişi !

  Bir gün maillerimi  kontrol ederken Kitapların Senfonisi blogunun sahibi Büşra'dan bir mail gördüm. Kendisi kitap bloglarını canlandırmak için bir etkinlik başlatmış. Öncelikle gerçekten fikrine bayıldığımı söylemeliyim. Zaten uzun zamandır blogların bookstagram karşısında kan kaybetmesine üzülüyordum. Malesef kitap bloggerlarının çoğu bookstagrama yönelip blogu arka plana atıyor. Bookstagramın da  elbette avantajlı yönleri var ama orada biraz daha fotoğraf odaklı ve takipçi odaklı bir sistem olduğundan bloglardaki samimiyeti göremiyorum. İnsanlar çoğunlukla profilinize girdiğinizde altına yazdıklarına değil sayfanızın temasına ve fotoğraflarınıza odaklanıyor. Hatta ne yazdığınız çoğu zaman okunmuyor bile.  Bu liste uzar da  gider. Kısaca bookstagramı da seviyorum ama blogun yeri bende ayrıdır. 


  İşte blogger ruhunu yeniden canlandırmak isteyen Büşra, sayfasında güncel olan kitap bloglarının listesini yayınlıyor. İnsanlar güncel olan kitap bloglarını keşfedip birbirlerine destek oluyor. Kendi adıma bu güzel girişimle birlikte blogumun trafiğinin arttığını söyleyebilirim.Yani gerçekten bu "Blogger Direnişi" bloggerlar için gerçekten çok faydalı olmuş. Bize de bu güzel girişimi desteklemek düşer. 

  Siz de destek olmak isterseniz takip ettiğiniz kitap bloglarını yoruma yazabilirsiniz. Bunun için şurayı tıklayabilirsiniz.
  Hoşçakalın!