Film Önerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film Önerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Kasım 2017 Perşembe
Ayla Film Yorumu
Ayla, gerçek bir yaşam öyküsünü anlatan bir film. Bundan birkaç sene önce internette Süleyman Amca ve Ayla'nın hikayesini okumuş ve çok etkilenmiştim. Film gibi derler ya işte böylesi bir hikayeleri vardı onların. Daha sonra ise filminin çekileceğini öğrendiğimde çok sevinmiştim. Uzun zamandır ise çıkmasını bekliyordum. Ancak film öyle bir zamanda çıktı ki tam vize dönemime denk geldi. Filme gidenlerin beğenilerini duydukça bir an önce vizelerin bitmesini bekledim ve son vizenin bittiği gün arkadaşlarımla soluğu koşarak sinemada aldık.
Koltuklarımıza oturduktan sonra bir akadaşım '' Peçete var mı yanınızda?'' diye sordu. Bizde sandık ki affedersiniz burnunu silecek ya da bir yerini silecek. ''Hayır yok. Ne yapacaksın peçeteyi?'' diyince de '' E ağlayacağız ya. N'apalım kolumuza mı silelim?'' dedi. Evet bu mide bulandırıcı detayı da atladıktan sonra filme dönebiliriz.
30 Eylül 2017 Cumartesi
Contratiempo ( The Invisible Guest) Film Yorumu
Herkese Merhaba,
16 Ağustos 2016 Salı
Film Partisi Vol 2
Merhaba Arkadaşlar
Kitap okuyamadığım zamanlar daha çok film izlemeye vakit ayırmıştım. Aslında izlediklerimin hepsini bu yazıma koymayacağım. Çünkü çok beğendiklerime toplu bir listede yer vermek istemiyorum. O filmler için ayrı bir başlık açmazsam içim rahat etmeyecek. Bu arada birazdan bahsedeceğim filmleri de çoğunlukla beğendim. Bence bu filmlerin hepsi çok farklıydı. Yani her birinin farklı bir olayı olduğunu düşünüyorum. Konusu olsun sonları olsun çok başkaydı.Lafı uzatmadan film yorumlarına geçiyorum.
DEMOLİTİON
Bu filmi Jake Gyllenhaal'ın oyunculuğunu çok beğendiğim için izlemek istedim. Filmin konusu da hoşuma gitmişti. Demolition Türkçe'de yıkım anlamına geliyor. Ancak ülkemizde Yeniden Başla diye kafalarına göre çevirmişler. Demolition karısını kaybeden Davis'in bu olaydan sonra tüm hayatını sorgulamaya başlamasını konu alıyordu. Karısını kaybettikten sonra adam ağlayamıyor falan ve etrafındaki her şeyi kırmaya eğilimli bir hale geliyor. Film adını da buradan alıyor olsa gerek. İşlenişi çok farklı olan bir filmdi. Hiç böyle bir film izlemeyi ummamıştım. İlk başları bence sıkıcıydı. Gerçekten sıkıldım ama sonra filmi beğendim. Hatta sonlara doğru gözlerim doldu. Bana kalırsa bu filmdeki mesajı herkes anlayamaz. Psikolojik yönü ağır basan Demolition, kimilerine göre vasattan öteye de geçmeyebilir. Yani film biraz sizin bakış açınıza göre değer kazanacaktır.
Etiketler:
Aamir Khan,
Atonement,
Bollywood,
Demolition,
Eddie Redmayne,
Film Önerisi,
Film Yorumları,
Film Yorumu,
Hachiko,
Jake Gyllenhaal,
Keira Knightley,
Leon,
Talaash,
The Danish Girl
27 Temmuz 2016 Çarşamba
Ek Villain Film Yorumu
Filmin Konusu:
Guru, Aisha'yla tanışmadan önce karanlık işlere bulaşan, kötü işler yapan -buna insan öldürmek de dahil- biridir. Neredeyse tüm kötü adamlar gibi çocukken yaşadığı bir travma onu bu hale getirmiştir. Aisha,bir gün Guru'yu karakolda görür ve adeta adama musallat olur. Guru kızı başından def etmeye çalışır ama işler öyle bir noktaya gelir ki Aisha, Guru'nun içindeki yaralı çocuğu görür ve onu aydınlığa çıkarmada yardımcı olur. Söylememe gerek var mı bilmem ama birbirlerine aşık olurlar. Tam zor engelleri aşıp mutluluğa kavuşmuşlarken kötü bir olay olur. Spoiler olmasın diye söylemek istemiyorum o yüzden yazmayacağım. Bu olaydan sonra Guru intikam almak ister ve bu süreçte tekrar karanlık bir adama mı dönüşecek diye merak edip olacakları filmde izliyoruz.
23 Haziran 2016 Perşembe
4 Aşk Filmi | Yorum
Tatile girdiğimden beri kendimi filmlere vurdum sayılır. Önce güzel bir araştırmayla kendime bir film listesi yaptım. Animasyon gibi izlemediğim türde filmleri bile bu listeye kattım. Çünkü kendimi artık tekrar etmek istemedim. Biraz farklı hayatlara yolculuk etmek iyi bir fikir olarak göründü.
Bu yazımda da izlediklerim arasında aşk filmi olanları sizlerle paylaştım. En çok beğendiğimden daha az beğendiğime göre bir sıralama yaptım. Bunu göz önünde bulundurun arkadaşlar. Hazırsanız başlayalım!
Bu yazımda da izlediklerim arasında aşk filmi olanları sizlerle paylaştım. En çok beğendiğimden daha az beğendiğime göre bir sıralama yaptım. Bunu göz önünde bulundurun arkadaşlar. Hazırsanız başlayalım!
1- MY SASSY GİRL
'' Kader sevdiğin için tesadüflerden bir köprü inşa etmektir.''
Çok farklı bambaşka bir Kore aşk filmi My Sassy Girl. Filmin ilk yarısı daha çok komedi ikinci yarısı ise biraz dramatik ve finaliyse çok etkileyiciydi. Sürekli adını duyduğum halde izlememiştim. Şu anda neden adını sürekli duyduğumu daha iyi anladım.
2001 yılında olay olmuş, o kadar beğenilmiş ki Hollywood versiyonu da çekilmiş tabi orjinali kadar sevilmemiş. Ben orjinalini izlemeden onu izlemiştim yarım yamalak bir şeyler hatırlıyordum. Ancak buna rağmen hiç sıkılmadan yeri geldi ağlayarak yeri geldi kahkaha atarak izledim.
Diğer filmlerde olsa tutarsız kız karakterlere çok sinirlenirim ama buradaki kıza hiç kızmadım yaptıklarından dolayı. Kızın baskın bir kişiliği olması, senaryo yazıp çocuğa zorla okutması ve her daim gözlerinde hüzün olması falan derken kıza hayran oldum. Kız çocuğa çok çektirdi ama hep erkekler kızlara çektirecek değil ya!
Bu filmdeki olayların gerçekte yaşandığını öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Film gibi hayat dedikleri bu olsa gerek. Ah ah niye bizi bulmaz ki! Bunları yaşayan Koreli aşık yaşadıklarını kitaba aktarmış ve sonra kitabı da film olmuş.Filmin dünyada ne kadar beğenildiğini söylememe gerek yok sanırım. Son olarak klişe aşk filmlerini izlemekten sıkıldıysanız sizi çok farklı bir aşk hikayesi bekliyor.
Not: Gerçi filmde adamın bir tarafı gözükmeseydi iyiydi :((( Uyarmadı demeyin sonra.
4 Haziran 2016 Cumartesi
Amelie Film Yorumu
Merhabalar
Sonunda bloguma dönüş yapabildim. Final haftasıydı, şuydu,buydu derken o kadar yoğun günler geçirdim ki kendimi buralara zor attım. Yaza girdiğimiz bu günlerde yeni kararlar aldım, kendime bir yapılacaklar listesi yaptım ve onlardan bir tanesi de blogda kişisel yazılar yazmaya başlamak oldu. Her yorum öncesi burada içimi dökmeye çalışmak asıl konuya girmemi engelliyor. Şu an Şekil A da olduğu gibi.
Arkadaşlar bende yalan yok. Amelie'yi sırf her yerde repliklerini,film karelerini gördüğüm için ortamlarda cahil kalmamak adına izledim.Peki sonuç? Amelie izlerken gerçekten ilham aldığım bir film oldu. Tıpkı Amelie gibi insanlara yardım ederek onların mutluluğuyla mutlu olmayı denedim.Gerçekten de işe yarayan bir yöntem olduğunu fark ettim. Mesela birkaç kıza final haftasında canımdan bezerek yazdığım notlarımı verdim hiç ağız burun bükmeden. Tabi bu kızların iyi niyetine inanmasam hiçbir şekilde vermezdim. Sonra karşılık beklemeden kendimden ödün vererek insanların hoşuna gidecek şeyler yaptım. Kendi hayatım yolunda gitmezken başkalarının hayatını bir parça iyi hale getirebildim ya işte bu gerçekten iyi hissettirdi. Sen mutlu olamıyorsan başkasının mutluluğuna vesile ol eninde sonunda mutlu olacaksın. Film sayesinde edindiğiniz en büyük çıkarım bu oluyor.
25 Nisan 2016 Pazartesi
Film Üçlemesi (İsmael+Joy+The Scorch Trials)
İSMAEL
Aklıma film üçlemesi tarzında bir yazı fikri gelince izleyeceğim üçüncü filmi aramaya koyuldum. Film sitesinde dolanırken bir İspanyol filmi olan İsmael'i görmeyeyim mi? Bir an şok oldum, sonrada çok sevindim. Çünkü başroldeki Mario Casas'ı Tres Metres Sobre El Cielo namı diğer 3MSC filmini izledikten beri yakın markajıma almıştım. İnsan haliyle adamın diğer filmlerini izlemek istiyor ama bir çeviren yokki diğer filmlerini. Adam hakkında elle tutulur bir bilgi bulana kadar ne çekmiştim. İngilizce bilgilerle de bir yere kadar idare ediyoruz işte. Asıl kaynaklar İspanyolca metinlerde ama onu da anlamak için İspanyolca bilmek gerekiyor. Sanırım filmi görünce neden şok olduğumu anlatabilmişimdir. O zaman geçiyorum filme...
Etiketler:
Bradley Cooper,
Dylan O'Brien,
Film Önerisi,
Film Yorumları,
İsmael,
James Dashner,
Jennifer Lawrence,
Joy,
Labirent Serisi,
Mario Casas,
Robert De Niro,
The Scorch Trials
15 Mart 2016 Salı
Room-Gizli Dünya-Film Yorumu
Film Bilgileri:
Yönetmen:Lenny Abrahamson
Oyuncular: Brie Larson, Jacob Tremblay, Sean Bridgers, Joan Allen, William H. Macy
Senaryo:Emma Donoghue
Tür: Dram
Süre:118 dk
Yapımı: 2015- İrlanda, Kanada
Yaklaşık 1 hafta önce sinemada izlediğim Room filminden bahsetmek istiyorum sizlere. Film 2010 yılında yazılmış aynı isimli kitaptan bir uyarlama. Filmin kitabı çok sevilmiş hatta ödüller almış ancak gelin görün ki filmden önce hiç haberim yoktu. Filmi çok beğendim. Birazdan neden sevdiğimi de detaylı bir şekilde anlatacağım. Hazır kitaptan söz etmişken kitabın yazarıyla filmin senaristinin aynı kişi olduğunu yazmak istiyorum. Ben Room romanını okumadım ama okuyanlar çok başarılı bir uyarlama olduğundan bahsediyordu.
16 Şubat 2016 Salı
Film Partisi
Herkese Merhabalar;
Kendimce yine planlar yapıp,uygulayamadığım günler yaşadım. Hayat sen planlar yaparken yaşadıklarındır derler ya bendeki de işte o hesap. Kendime verdiğim hiçbir sözü tutamadım. İnanın bunlardan en basidi şu blogda yeterince üretken olamamamdı. Yazacak onca şey varken yazamamamdı. Bu blog benim gözbebeğim. Hiçkimse okumasa sadece yazsam bile inanılmaz bir rahatlama sağlıyor bana. Kendimi,zihnimi dağıtmama yardımcı oluyor. Buraya yazdıkça mutlu oluyorum. Şimdiyse yazacaklarım biriktikçe üşenmem topluca film önerisi yazmama sebep oldu. Şimdi şu biriken filmleri yazma vakti....
THE REVENANT

Başladığı ilk dakikadan beri filme pür dikkat odaklatan The Revenant şu listenin şüphesiz başını çekiyor. 19.yüzyılda Amerika sınırında yaşanan bir hayatta kalma mücadelesini ele alıyor. Şu an vizyondayken kaçırmayın. Ben sinemada değil de evde izlediğim için dizlerimi dövüyorum. Yorumlardan birinde ''Oscar Leonardo Dicaprio'yu hak etmiyor.'' yazıyordu ne kadar doğru bir tespit. Kanımı donduran oyunculuklar ve sahneler vardı. Gerçek hayattan esinlenilmiş bu film tüyler ürperten bir başyapıt. Mükemmel doğa manzaralarını, yönetmenin başarısını da göz ardı edemem. Şu filme burun kıvıranları da hiç anlamıyorum, siz onlara kulak asmayın. Bu filmde ayı bile oyuncu olmuş artık o kadar aşmış. Bu filmi Leo Oscar alsın diye yapmışlar bunu bilir bunu söylerim. Her ne kadar gönüllerin Oscarını almış olsa da bu sefer gerçekten alacak,inanıyorum. Şu filme ne yazsam az gelecek hoş zaten beğendiğim şeyleri anlatmayı çok iyi beceririm. (!) Leonardo DiCaprio ve Tom Hardy aynı filmde, mutlaka izleyin.
Kendimce yine planlar yapıp,uygulayamadığım günler yaşadım. Hayat sen planlar yaparken yaşadıklarındır derler ya bendeki de işte o hesap. Kendime verdiğim hiçbir sözü tutamadım. İnanın bunlardan en basidi şu blogda yeterince üretken olamamamdı. Yazacak onca şey varken yazamamamdı. Bu blog benim gözbebeğim. Hiçkimse okumasa sadece yazsam bile inanılmaz bir rahatlama sağlıyor bana. Kendimi,zihnimi dağıtmama yardımcı oluyor. Buraya yazdıkça mutlu oluyorum. Şimdiyse yazacaklarım biriktikçe üşenmem topluca film önerisi yazmama sebep oldu. Şimdi şu biriken filmleri yazma vakti....
THE REVENANT

Başladığı ilk dakikadan beri filme pür dikkat odaklatan The Revenant şu listenin şüphesiz başını çekiyor. 19.yüzyılda Amerika sınırında yaşanan bir hayatta kalma mücadelesini ele alıyor. Şu an vizyondayken kaçırmayın. Ben sinemada değil de evde izlediğim için dizlerimi dövüyorum. Yorumlardan birinde ''Oscar Leonardo Dicaprio'yu hak etmiyor.'' yazıyordu ne kadar doğru bir tespit. Kanımı donduran oyunculuklar ve sahneler vardı. Gerçek hayattan esinlenilmiş bu film tüyler ürperten bir başyapıt. Mükemmel doğa manzaralarını, yönetmenin başarısını da göz ardı edemem. Şu filme burun kıvıranları da hiç anlamıyorum, siz onlara kulak asmayın. Bu filmde ayı bile oyuncu olmuş artık o kadar aşmış. Bu filmi Leo Oscar alsın diye yapmışlar bunu bilir bunu söylerim. Her ne kadar gönüllerin Oscarını almış olsa da bu sefer gerçekten alacak,inanıyorum. Şu filme ne yazsam az gelecek hoş zaten beğendiğim şeyleri anlatmayı çok iyi beceririm. (!) Leonardo DiCaprio ve Tom Hardy aynı filmde, mutlaka izleyin.
15 Aralık 2015 Salı
Aşk ve Gurur Film Yorumu
Herkese Merhabalar
Jane Austen'ın her on yılda bir ya bir sinema filmi ya bir TV filmi veya dizisi haline getirilmiş olan özgün adıyla Pride and Prejudice ( Gurur ve Önyargı) eserini duymayan yoktur. Aradan 200 sene geçmiş ama hala severek okunuyor, filmleri yapılıyor. Ben de sürekli filmden kareleri,replikleri bir yerlerde görürdüm ama filmin de ele aldığı sebepsiz bir ön yargıdan dolayı ne kitabını merak ederdim ne de filmini. Geçenlerde de canım sıkılıyor bir film izleyeyim dedim. Film sitesinde gezinirken karşıma yine bu film çıktı. Ben de her yerde karşıma çıkıyor bakalım nasıl bir şeymiş diye izlemeye hiç bir beklentim olmadan başladım ve aşırı beğendim.
Jane Austen'ın her on yılda bir ya bir sinema filmi ya bir TV filmi veya dizisi haline getirilmiş olan özgün adıyla Pride and Prejudice ( Gurur ve Önyargı) eserini duymayan yoktur. Aradan 200 sene geçmiş ama hala severek okunuyor, filmleri yapılıyor. Ben de sürekli filmden kareleri,replikleri bir yerlerde görürdüm ama filmin de ele aldığı sebepsiz bir ön yargıdan dolayı ne kitabını merak ederdim ne de filmini. Geçenlerde de canım sıkılıyor bir film izleyeyim dedim. Film sitesinde gezinirken karşıma yine bu film çıktı. Ben de her yerde karşıma çıkıyor bakalım nasıl bir şeymiş diye izlemeye hiç bir beklentim olmadan başladım ve aşırı beğendim.
7 Aralık 2015 Pazartesi
The Duff Film Yorumu
Film Künyesi:
Yönetmen: Ari Sandel
Senaryo: Josh A. Cagan, Kody Keplinger
Ülke: ABD
Oyuncular: Mae Whitman
Robbie Amell
Bella Thorne
Bianca A. Santos
Skyler Samuels
Canınız mı sıkkın? Ağır dramlardan içiniz mi şişti? Gülmek mi istiyorsunuz? O zaman size çikolata tadında The Duff tan bahsetmek istiyorum. Duff ne demek mi? Duff',Belirlenmiş Çirkin Şişko Arkadaş anlamına geliyor.
6 Aralık 2015 Pazar
Slumdog Millionaire Film Yorumu
Film Künyesi
Yönetmen: Danny Boyle, Loveleen Tandan
Yönetmen: Danny Boyle, Loveleen Tandan
Yapımcı: Christian Colson
Senarist: Simon Beaufoy
Oyuncular: Dev Patel
Freida Pinto
Madhur Mittal
Anil Kapoor
Irrfan Khan
Müzik: A.R Rahman
Bu aralar filmlere sardım, izlemelere doyamıyorum adeta. Herkesin beğenerek izlediği ama benim bu zamana kadar izlemediğim filmleri seçmeye biraz önem veriyorum. Slumdog Millionaire, bizdeki adıyla Milyoner yaklaşık 1 sene önce çok sevdiğim bir arkadaşım önermişti. İzlemek bu zamana kısmetmiş. Gerçekten de güzel bir filmdi. Ben daha yeni izliyorum ama ne derler bilirsiniz: Geç olsun da güç olmasın.
25 Kasım 2015 Çarşamba
Açlık Oyunları Alaycı Kuş Part 2 Film Yorumu
Merhabalar!
Kemerlerinizi sıkı bağlayın arkadaşlar. Çünkü bugün sizlere çok güzel bir film yorumu yapacağım. Açlık Oyunları serisinin malesef ki son filmi Alaycı Kuş Part 2'yi dün arkadaşlarımla sinemada 3 boyutlu olarak izleme fırsatı buldum. Seri artık efsaneleşti benim gözümde.Bir daha böyle bir film serisi zor gelir. Umarım filmin hakkını verebilecek bir yorum yapabilirim.Kaç sene geçti bilmiyorum ama kitabı okuyalı bayağı bir sene oldu. Hal böyle olunca da izlerken çoğu şeyi unuttuğumu fark ettim ama bu beni üzmedi. Çünkü çoğu yerde '' Aaaaa! Böyle mi oluyordu?'' diye şaşırıp filmin bana ters köşe yaptığını söyleyebilirim.
Kemerlerinizi sıkı bağlayın arkadaşlar. Çünkü bugün sizlere çok güzel bir film yorumu yapacağım. Açlık Oyunları serisinin malesef ki son filmi Alaycı Kuş Part 2'yi dün arkadaşlarımla sinemada 3 boyutlu olarak izleme fırsatı buldum. Seri artık efsaneleşti benim gözümde.Bir daha böyle bir film serisi zor gelir. Umarım filmin hakkını verebilecek bir yorum yapabilirim.Kaç sene geçti bilmiyorum ama kitabı okuyalı bayağı bir sene oldu. Hal böyle olunca da izlerken çoğu şeyi unuttuğumu fark ettim ama bu beni üzmedi. Çünkü çoğu yerde '' Aaaaa! Böyle mi oluyordu?'' diye şaşırıp filmin bana ters köşe yaptığını söyleyebilirim.
5 Kasım 2015 Perşembe
Labirent:Ölümcül Kaçış Film Yorumu
Merhabalar,
Uzun zamandır kitap okuyunca film izlemeye vaktim kalmıyordu,dolayısıyla çoğunlukla kitap yorumu yapıyordum blogda. Bana kalsa yine film izlemeyecektim ama okuduğum kitap filme uyarlanınca bana da filmi izlemek kaldı.
Serinin sinemaya aktarılması çok iyi bir şey olmuş. Hani bazı kitaplar vardır tam da beyaz perdeye aktarılacak türden, gerek kurgusu gerek yazılış biçimiyle. Labirent Ölümcül Kaçış da işte tam da böyle bir kitaptı.
Film her ne kadar ana olaylar dışında kitapla çok fazla benzerlik taşımamasına rağmen yine de çok güzeldi. 15 Eylül 2015 Salı
Silver Lining Playbook Film Yorumu
Aslında izlenecekler listemde bu film zaten vardı ama vakit bulamadım izlemeye bir türlü diyelim. Neyse geç olsun da güç olmasın. İyiki de izlemişim dedirten filmlerdendi.Gelelim filmin konusuna...
20 Ağustos 2015 Perşembe
Dhoom 3 Yorumu
Çok beğendiğim bir filmle karşınızdayım. Eğer daha önce hiç Hint filmi izlemediyseniz ön yargılı olma ihtimaliniz çok yüksek olmalı. Ön yargılarınızdan kurtulmanızda bu film size mutlaka yardımcı olacaktır. Daha önce Aamir Khan'ın filmlerini izleyip de bu filmini izlemeyenler ise bambaşka bir Aamir ile karşılaşacaklar.
Filmin genel hatlarıyla konusu şöyle:
Sahir çocukluğundan bu yana babasıyla birlikte kendi sirklerinde gösteri yapmaktadır. Ancak sirk maddi zorluklar nedeniyle kapanmak üzeredir. Babası bankadan kredi çekmek durumunda kalmış ama borcu ödeyememiştir. Babası bankacılara daha önce eşi benzeri görülmemiş bir gösteri yaparak sirkin kapanmasını engellemek ister ama bankacılar sirki ellerinden almakta kararlıdır. Buna dayanamayan babası Sahir'in gözü önünde intihar eder. Aradan yıllar geçer ve Sahir'in amacı babasının ölümüne sebep olan bankayı batırmaktır. Bunun için bankaya akla hayale gelmeyecek şekilde soygunlar düzenlemektedir. Kimseye yakalanamayan bu Hint soyguncuyu yakalamak için ise Hindistan'dan özel 2 polis getirilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















