29 Haziran 2020 Pazartesi

Genç Werther'in Acıları- Goethe | Kitap Yorumu


   Merhaba,
   Meşhur Genç Werther'in Acıları'nı bitirdim ve kitap beni beklediğim kadar etkilemedi. Kitleleri intihara sürükleyen kitap olarak bilindiği için insan nasıl bir kitaptır ki bu diye düşünüyor. Sanırım daha çok okuyan kişinin halihazırda çektiği bir aşk acısı  ya da melankolik bir yapısı varsa beni etkilediğinden daha çok etkileyecektir. Kitap, Werther'in Albert'le nişanlı olan Lotte'ye olan imkansız aşkını konu alıyor. Lotte'nin başka biriyle hayatına devam edecek olması onun sonunu getiriyor. Kendimi sürekli Werther'in yerine koyarak okumaya çalıştım ama yok yani her seferinde karakterimizin duygularını çok uçlarda yaşadığını düşündüm. Hatta şeyi bile düşündüm: Werther, uğruna ölüp bittiği Lotte ile evlense beş yıla kalmaz onun varlığına alışırdı. İnsan bazen yaşadığı duygu selini hiçbir zaman aşamayacağını, o üzüntünün onun sonu olacağını düşünüyor ama ben her şeyin gelip geçici olduğunu düşünüyorum. Tabi küçümsemiyorum da her insanın acı eşiği farklı,bunun da farkındayım. Ama düşününce bu dünyada çocuğunun ölümüne şahit olanlar var,onlar ne yapsın?
   Çoğunluğu mektuplardan oluşan bu kitap Goethe'nin 25 yaşında ünlü bir yazar olmasını sağlamış. Aslında söylentilere göre yazar, benzer şekilde hissettiği imkansız bir aşkın acısından yola çıkarak böyle bir kitap yazmış. Yalnız gerçekte kendini öldürmek yerine sanırım aklından geçen bu düşünceyi kitaptaki karaktere gerçekleştirmiş. Goethe içindeki bu acıyı Werther üzerinden dışa vurup rahatlamış olmalı, hesap etmediği başka insanların intihar etmesi olsa gerek. Dediğim gibi beni aşırı etkilemedi kitap ama bir döneme damgasını vurmuş bir eseri daha okumuş oldum.

18 Haziran 2020 Perşembe

The King Eternal Monarch Dizi Yorumu


 Herkese Merhaba,
 Bugün yayınlanma haberleri çıktığından beri çoğumuzun merakla beklediği The King Eternal Monarch'ı enine boyuna yorumlayacağım. Vay be, ne ara başladı da ne ara bitti. Daha dün cast açıklanmıştı, teaserlar yayınlanmıştı ve merakla dizinin başlamasını bekliyordum. Neyse şimdiden söyleyeyim bu çok uzun bir yorum olacak. Çünkü söyleyecek çok sözüm var. Bir de çenem biraz düşüktür de benim. Manas Destanı... Bak işine kardeşim.
Şimdi öncelikle spoilersız yorumlamak gerçekten çok zor. Ancak dizi çok popüler olduğu için hepimizin bir şeyleri bildiğini düşünüyorum. Yine de kısa tutarak izlemeyenler için de genel bir yorum yapacağım. Bu arada dizi tam da bugün Netflix'e geldi,ayarlasam yazıyla böyle denk getiremezdim.
Hadi başlayalım!
  Yorum çok uzun olduğundan şuraya bir içindekiler kısmı koyuyorum. Yazıda sizi nerede neyin beklediğini bilin diye.
1.Konusu
2. Diziyi Nasıl İzledim?
3. Sevmediklerim
4. Sevdiklerim
5. Karakterler
6.Bahsetmem Gereken Sahneler
7. TKEM Final Yorumu

28 Mayıs 2020 Perşembe

Telefonda Konuşmayı Sevmeme Huyu | Garip Huylarım



Herkese Merhaba,
  Geçenlerde 22 yıllık hayatımda hep var olduğunu ama dile getirmediğimi fark ettiğim geçen bayram yaşadığım bir olayla kendime kesin teşhisi koyduğum garip bir huyumdan bahsedeceğim: Telefonla konuşmayı sevmiyorum. Ve bu olayı çevremde yaşayan benden başka birini tanımıyorum. Sonra düşündüm ve tam bir fırsatçılık örneği sergileyerek garip huylarım hakkında blogda yazı serisi oluşturmak istedim. Kim bilir belki içinizden birinin duygularına tercüman olurum.

11 Mayıs 2020 Pazartesi

Film Meydan Okuması


 Herkese Merhaba,
 Şule Uzundere Blog aracılığıyla bir film meydan okumasına katılmak istedim. Ta Mayıs başından beri yazacağım ama  üşengeçliğim saolsun 11 gün sonra yazının başına oturabildim. Cevaplamak için 31 tane soru var. Çoğu soruya cevap vermek benim için çok zordu. Çünkü enlerini seçemeyen bir insanım. Hem de bir şeye çok uzun süre bağlı kalamıyorum. - Birkaç istisna hariç- Sonra verilen tavsiyeye uyarak yakın zamanı düşünüp çok fazla üzerinde durmadan seçmeye çalıştım. Öyle olmasaydı zaten yazı belki Mayıs ayının sonuna anca gelirdi :) Neyse ben başlıyorum. Katılmak isteyen olursa sorular bu şekilde. İster ayrı ayrı isterse hepsine birden cevap verebilirsiniz. Ben hepsine birden cevap vermeyi tercih ettim.

25 Nisan 2020 Cumartesi

Eğitimciler İçin Güncel Film Listesi


Herkese Merhaba,
 Öğretmenler için film listesi hazırlamak uzun zamandır aklımdaydı ancak sürekli yazmayı erteliyordum. Nihayet yazmaya karar verdim. Ama başlığa eğitimciler için yazmayı daha uygun buldum. Çünkü çocuk yetiştirmek, yeni bir şeyler öğretmek sadece öğretmenleri bağlamıyor. Anne babalar dahi birer eğitimci. 
  Aslında Google'da araştırdığınız zaman karşınıza bir sürü liste çıkıyor. Ancak kendi açımdan bakacak olursam hep aynı filmleri görüyorum. Bu sebeple bu listede Black, Taare Zamen Paar,3 İdiot vs. gibi artık efsaneleşmiş ve herkes tarafından bilinen eğitim filmlerine yer vermek istemedim. Sanki eğitim üzerine başka filmler belli bir tarihten sonra hiç çekilmemiş gibi herkes aynı filmleri öneriyor ama öyle değil. Kendim de bir öğretmen olarak bu durumdan muzdariptim. Buraya eğitim üzerine keşfettiğim güncel filmleri yazmaya karar verdim. Şimdilik beş tanesine yer verdim. Yeni eğitim filmleri keşfettikçe yazıyı güncellemeyi düşüküyorum. Haydi başlayalım.

22 Nisan 2020 Çarşamba

When the Weather is Fine Yorumu

Evet biten bir dizinin ardından herkese merhaba,
Bugün When the Weather is Fine'ı yorumlayacağım. Farklı bir dizi yolculuğu oldu benim için. Çok sakin bir diziydi. En son The Light in Your Eyes'ı izlediğimde bu kadar sakin bir dizi izlemiştim. İzlediğim en farklı dizilerden de biriydi. Neyse lafı uzatmadan yorumlamaya geçmek istiyorum.

When The Weather is Fine Konusu


Tolstoy, ne demiş bilirsiniz: " Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar. Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir." Hikayemiz tam da böyle başlıyor.
Hae Won, Seul'de çello öğretmenliği yaparken " Eeh bıktım artık, tasımı tarağımı toplayıp köyüme gideceğim." moduna girip işini bırakıp memleketi olan Bukhyeon kasabasına gelir. İnsanlardan ve çoğu şeyden bıkmıştır. Eun Seop ise Goodnight Kitapevi'ni işleten kitap, kahve, blog üçlüsü arasında hayatını devam ettiren biridir. Liseden beri aşık olduğu Hae Won'un kasabaya gelişiyle rutin hayatı canlanmaya başlıyor.

20 Nisan 2020 Pazartesi

Babaya Mektup- Franz Kafka | Kitap Yorumu

 Babaya Mektup, Kafka'dan okuduğum ikinci kitap oldu ve bununla birlikte Kafka'dan daha çok okumam gerektiğine emin oldum. Kafka'nın babasına yazdığı mektuplar, arkadaşının yayınlamasıyla kitap haline getirilmiş. Çünkü basit bir mektup değil bu. Hem edebi olarak çok güçlü bir babaya iç döküş hem de muhteşem bir psikoloji tahlili. Aynı zamanda Kafka'nın hayatına ışık tutan otobiyografik bir eser. Beni kitapta en çok çarpan şey  bir baba oğul çatışmasının bu kadar güzel irdelenmesi. Baba Hermann Kafka, otoriter,baskıcı ve ezici kimliğiyle her ne kadar günümüzdeki baba profiline çok uzak olsa da - istisnalar hariç- ben kendimden iki üç kuşak önceki aile babası figürüne baktığım zaman bu adamı görüyorum.