Bazen vizyonsuz zenginleri görür de " Para çok yanlış kişilerdesin, bul beni karşim." dediğiniz olur mu? Sizi bilmem de ben çok diyorum. Cevabınız evetse o zaman Güney Kore yapımlı Parazit de tam size göre bir film. Kore dizi-filmlerine ön yargılı kişilerin bile beğendiğini görünce ve hakkında bir tane bile kötü yoruma rastlamayınca dedim ki bu filmi kesin izlemem lazım. Öyle de yaptım.
Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülü almasıyla dikkatleri üstüne çeken Parazit için Oscar için de güçlü bir aday diyorlar. Ben filmin fakirlerle zenginler arasındaki sınıf farkını böyle farklı bir şekilde işlemesine bayıldım. Çok özgün bir senaryosu vardı.. Çağımızın fakirleriyle zenginlerini çok gerçekçi bir şekilde ele almıştı.22 Aralık 2019 Pazar
3 Aralık 2019 Salı
Vagabond Dizi Yorumu
Herkese Merhaba,
Bugün Vagabond'dan bahsedeceğim sizlere. Geçen seneden beri tanıtımlarını görüyordum ama bu kadar seveceğim bir dizi olacağını düşünmemiştim. Çünkü
fragmanına bakınca ne yalan söyleyeyim pek benlik bir dizi gibi durmuyordu.
Vurdulu kırdılı bir aksiyon dizisi olarak düşünmüştüm ki bu tarz dizi filmler
pek de tarzım değildir ama kurguyu çok beğendiğim için diziyi sevdim. Tabi
diziyi çok sevmem bana göre birkaç eksik yönünün olduğu gerçeğini
değiştirmiyor. Enine boyuna Vagabond'u yorumlamaya çalışacağım. En sonda spoilerlı bir yorum olacak, izlemeyenler o kısmı okumasınlar.
Diziyi Neden İzledim?
Çünkü Suzy'nin
izlediğim tüm dizilerini aşırı beğendiğim için Vagabond'u tercih ettiyse bu
dizi de güzeldir dedim. Benim aksime çoğu insan önceden Gu Family Book
dizisinde Lee Seung Gi ve Suzy'yi çok yakıştırarak izleyip bu dizide de
ikilinin tekrar partner olması nedeniyle izlemiş. Ben en azınlık kısımda olanım
yani Suzy için izleyenlerdenim. Çünkü Lee Seung Gi'nin hiçbir dizisini doğal olarak
Gu Family Book'u da izlememiş bir insanım. Ancak dediğim gibi içinde Suzy olup da kötü olan bir dizi hiç izlemedim. Bu sefer de yanılmadım, Vagabond beklediğim gibi güzel bir dizi çıktı.
30 Kasım 2019 Cumartesi
Bir İdam Mahkumunun Son Günü – Victor Hugo | Kitap Yorumu
Bu kitapta, idama mahkum edilmiş bir adamın giyotinle idam edileceği güne kadarki son altı haftasını okuyoruz. İdam cezasını ki özellikle giyotinle ölümü sorgulamadan edemiyorsunuz. İdam zaten başlı başına çok tartışmaya açık bir konu, bu konuda çok farklı bakış açıları var. Suça göre yargılamamız bile değişiyor. Sanırım o yüzden yazar, kişinin suçuna tam olarak yer vermiyor. Birini öldürdüğünü biliyoruz ama neden bunu yaptı bilmiyoruz. Belki mecbur kaldı, belki bir kazaydı belki de kasıtlıydı. Ama yazarın sanırım burada odaklanmamızı istediği şey sadece işin vicdanı boyutu. Kendimi sık sık o adamın yerine koyarken buldum mesela. Giyotinle öleceği günü insan bile bile nasıl bekler? Ne düşünür? Ne hisseder? Hepsi aslında güzel bir şekilde önümüze serilmiş. Aslında giyotin idam şekilleri içinde en az acı hissedilerek öldüren yöntem olarak lanse ediliyor. Ama yaşayan bilir sadece. Kimse de öldükten sonra gelip bunu doğrulayamayacağına göre? Ne kadar doğru bir varsayım bilemiyoruz. İlk başlarda kürek cezasındansa ölmeyi tercih eden mahkum, idam edileceği sırada yaşamak için nasıl da çırpınıyor, kürek cezasına bile razı hale geliyor okuyorsunuz. Ölümle yüzleşince hissedilen o korkuyu, bundan sonra bana ne olacak düşüncelerini, geçmiş hesaplaşmaları vs. önünüze apaçık seriyor bu kitap. Bitirdikten sonra giyotinin tarihini araştırma gereği hissettim. Beni düşündüren, araştırmaya ve empati yapmaya teşvik eden bir kitaptı. Favorilerim arasında değil belki ama güzeldi.
22 Kasım 2019 Cuma
Kanlıca Gezisi | Gezdim Gördüm
Herkese Merhaba !
Bugün blogda yeni bir seriye başlıyorum. Artık gezdiğim gördüğüm yerleri burada yazıp hem kendime bir arşiv oluşturmak hem de gezdiğim yerleri sizlerle paylaşmak istiyorum. İlk bahsedeceğim yer İstanbul'un en güzel yerlerinden biri bana göre: Kanlıca. Kanlıca'yı tanıtan bir sürü yazı varken benim yazıma belki gerek bile yok ama size bu yazıda daha samimi bir üslupla anlatacağımın garantisini veriyorum.
Arkadaş grubumla nereye gitsek diye alternatifleri düşünürken ben Kanlıca gezisi olmasında ısrar ettim.Çünkü buraya uzun zamandır gelmeyi düşünüyordum ve planı çoktan yapıp onlara mesaj atarak olası başka bir yerin seçilmesinin önüne geçtim. Hazır bir plana kimse hayır diyemez.
19 Kasım 2019 Salı
Jane Eyre -Charlotte Bronte Kitap Yorumu
Jane Eyre, yıllar önce TV'de 2011 yapımı filmini görmemle ki direk ortasından izlemeye başlamıştım tanıştığım bir klasikti. Tabi o zaman internet bu kadar gelişmiş değil, biliyorsun Jane Eyre diye bir eser var ama ulaşamıyorsun, yaşımda küçük o zamanlar. Neyse geçenlerde bir an dank etti kafama, neden alıp okumuyorum diye ve böylece bir kitabın daha sonuna geldim.
13 Kasım 2019 Çarşamba
Boşluk Hissi | İç Dökmece
Herkese Merhaba,
Bu sefer bir yorumla değil de ufak bir iç döküşle geldim.Neden bilmem aniden içimden bunları yazmak geldi. Hem ara sıra neleri atlattım diye açıp okurum buraları. Neyse uzatmadan mevzuya gireyim. Şöyle ki bu Haziran'da mezun oldum ama bunu yeteri kadar idrak edemedim. Çünkü 28 Temmuz'a kadar KPSS yüzünden ders çalışmam gerekiyordu. Öyle de yaptım zaten. Sınav bitti sonuçlar açıklandı ki bunları zaten ayrı bir yazıda yazacağım için burada bahsetmeyeceğim.
Şu son bir senede ne düzgünce bir yere gidebildim ne arkadaşlarımla doyasıya buluşabildim. Buluştuğumdaysa bunun hakkım olduğunu bilsem de istemsizce bir vicdan azabı çekiyordum. Kitap okuyamıyordum ve canım kitap okumak istiyordu. Okunacaklar listemi dolduruyordum kafamda.
Beni heyecanlandıran bir sürü dizi film çıktı. Ah şunlar bir bitsin hepsini izleyeceğim diyip duruyordum. Bir kerecik diyordum ya sadece bir kerecik şöyle canım ders çalışmaktan değil de boş beleş olmaktan sıkılsa keşke. Canım çok sıkılıyor diye mesaj atan arkadaşıma onun yerinde olmak istediğimi ve içinde bulunduğu durumun ne kadar güzel olduğunu söyleyip elindekilerin kıymetini bilmediğini söylüyordum.
6 Kasım 2019 Çarşamba
İvan İlyiç'in Ölümü - Tolstoy | Kitap Yorumu
İvan İlyiç'in Ölümü, gerçekten çok beğendiğim bir klasik oldu. Tolstoy'un ölmekte olan bir hastanın düşüncelerini anlatışı mükemmeldi.
İvan İlyiç, hastalığı ortaya çıkana dek kendine mutlu, huzurlu, zengince yaşayabileceği bir hayat kurmuştu. Yüksek statülü iyi maaşı olan bir yargıçtı, bir ailesi ve para sıkıntısı çekmeden daima refah içinde yaşayabileceği bir hayatı vardı. Ve sonra bir anda hastalığıyla yüzleşiyor, en iyi doktorlar bile buna bir çare bulamıyor. O zamana kadar sadece başkalarının kapısını çalabileceğini düşündüğü ölümle yüzleşiyor. Bunca yıldır uğruna didinip durduğu suni hayatı tokat gibi çarpmaya başlıyor. Çevresindeki insanlar, eşi,çocukları, herkes onu sinirlendiriyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






