11 Nisan 2017 Salı

Satranç - Stefan Zweig | Kitap Yorumu


İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler,bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız.

  Merhaba Arkadaşlar!
  Dün Stefan Zweig'ın okuduğum ilk kitabı olma özelliğini taşıyan Satranç'ı bitirdim. Gerçekten çok güzeldi. Okuduktan sonra düşündüren kitaplar okumayalı uzun zaman geçmiş bunu fark ettim. Dr. B bir hiçliğin ortasında tutuklu kalmaktadır. Düşünecek, yapacak, görecek hiçbir şey bulamamaktadır. Sorguya götürülürken gizlice bir kitabı odasına sokmayı başarır. Kitap satrançla ilgilidir. Bu kitaba dört elle sarılır çünkü yeni bir şey bulmuştur. Zamanla satranç yüzünden psikolojisi daha da bozulur. Bu tutukluluktan kurtulduğunda dünyanın en iyi satranç oyuncusuyla bir gemide karşılaşır. Devamını ise okuduğunuzda öğrenmeniz daha uygun olacaktır. Kitabın tılsımını bozmak istemem. 

12 Mart 2017 Pazar

Herkesleşme – Tunç İlkman | Kitap Yorumu



"Zeyneb'le o akşam güzel bir parkta oturduk ve âşık olduk. Güzel bir parkta oturmak ve âşık olmak harika bir şeymiş. Küçük kese kâğıdından çıkardığım pişmiş kestanelerin kabuğundan kolayca ayrılan kısımlarını ona veriyor, tüylü zarını soyamadığım kırıntılarını ise kendi ağzıma atıyordum. İsimlerimizi henüz bilmiyorduk. Sorma gereksinimi de duymamıştık herhalde. Nasıl olsa öğrenecektik. Ve ben ilk başta bunu Zeynep olarak algılayacaktım. 'Yalnız sonu b ile' diye uyardığındaysa önümüzdeki senelerde ona 'Zeynebim' derken adını bozmayacak olmaktan büyük sevinç duyacaktım."


  Herkese Merhabalar!
  Uzun zamandır merak ettiğim bir kitap olan Herkesleşme’nin okuyanlar kervanına artık ben de katılmış bulunmaktayım. Kitap hakkında çok fazla yorum okudum ama o yorumlarda tam olarak ne denmek istendiğini okuyunca daha iyi anladım. Öncelikle kitabın içinde geçen güzel cümlelere adeta vuruldum.  O güzel cümleleri tekrar tekrar okumaktan kendimi alamadım. İlk cümleden itibaren kitabın içine girebildiğimi hissettim. Bu benim için kitabın önemli bir artısıydı. Çünkü kitapların ilk izlenimine göre kolay bir önyargıya kapılabiliyorum. Kitaba dair sevdiğim bir diğer detay Ömer’in bazı tuhaf düşüncelerinin aynısını benim de önceden düşünmüş olmamdı. Kendimden iz bulduğum her düşünce kırıntısını bile çok severim ben. Çünkü biriyle dertleşmiş gibi hissederim. Kitabın baş karakteri Ömer’in biz okuyucularla iletişim kurması da sevdiğim diğer detaylardandı.  Kendimi bu kitaba dahil bir karakter gibi hissetmek hoşuma gitti. Ayrıca Ömer’in biz okuyuculara ettiği bir iki laf vardı. O kadar cevap vermek istedim ki... Tabi bu imkansızdı.

7 Mart 2017 Salı

Yabancı Veyl - Öznur Yıldırım | Kitap Yorumu


 Henüz yaşın küçük, belki bunu anlayamazsın. Ama seni besleyen şey her neyse, o elinden alındığında bir hiçsin. Acı... Sen acıya muhtaçsın küçüğüm.


  Yabancı’nın 2.kitabı Veyl’i dün bitirdim ve kafamdaki düşünceleri toparlar toparlamaz yorumu girmeye başlıyorum.  Yabancı’yı genel olarak çok sevsem de elbette kusurları da var. Ancak ben kusurlarıyla bile seviyorum. Bunda en önemli olan şey ise kitabın okuyucuya hisleri aktarabilmesindeki başarısı, karakterlerin bize hissettirdikleri... Veyl’i okumak çok özlediğim o 16-17 yaşlarıma beni geri döndürdü. O zamanlar bayılarak okuduğum, heyecanla beklediğim o bölümleri şimdi okumak nasıl desem benim için nostalji gibi bir şeydi. Sırf şu hisler için bile okumaktan zevk aldığım bir kitap oldu.

19 Şubat 2017 Pazar

The Legend Of The Blue Sea Dizi Yorumu


  Herkese Merhabalar!
  Ben şu sıralar biten güzel bir dizinin ardından düşülen o boşluktayım. Başlıktan da anladığınız üzere o dizi : The Legend Of The Blue Sea. Bitirir bitirmez çok güzel bir şekilde yorumlamak istiyordum ama bunu nasıl yapacağımı bilemediğim için bu yorumu erteleyip duruyordum. Artık bir yerden başlamalıyım diyerek kolları sıvadım. Umarım dizinin hakkını verebilecek bir yorum olur.

Diziye Nasıl Başladım?



Moon Lovers’ı izlerken dizinin bitiminde bu dizinin fragmanlarını görmüştüm. Açıkçası dizi fragmandan izlediğim kadarıyla saçma gelmişti. Üstelik Lee Min Ho’nun fanatik hayranlarının olması, tek bir dizisini izlemediğim halde adamdan istemsizce soğumama sebep olmuştu. Fragmandan başrol kadın oyuncu da klasik şapşal kız tiplemesi gibi gözükmüştü. Şu an diziyi izledim ve bu eski düşüncelerime gülüyorum ya neyse...

Youtube’da W’nun ostlarını dinlerken önerilerde Yoon Mi Rae’nin bu dizi için yaptığı şarkıyı gördüm ve tıkladım. Şarkı o kadar hoşuma gitti ki telefonuma indirdim. Sonra merak ettim diziyi ve izledim. İzleyiş o izleyiş! O kadar beğendim ki 3 kişinin daha izlemesine vesile oldum. Hemen o şarkıyı buraya koyuyorum. Diziyi izleyip izlememek size kalmış ama bu şarkıyı mutlaka dinleyin.

5 Şubat 2017 Pazar

Benden Sonra - Colleen Oakley | Kitap Yorumu


     Merhabalar!

     Benden Sonra, uzun zamandır okuma listemde olup sürekli okumayı ertelediğim bir kitaptı. Bunu yaptığıma pişman oldum. Bu kadar beğeneceğimi tahmin etmiyordum. Kitaba dair en beğendiğim şey ölümle yüzleşmekte olan bir kadının duygu ve düşüncelerinin başarılı bir şekilde kaleme alınmasıydı. Daisy kanseri üç yıl önce yenmiştir ama tekrar  kansere yakalanmıştır. Üstelik kanser her yanını sarmıştır. 4.evre. Tedavisi yok. Kitabın ele aldığı konuya aslında çok alışığız. Hangimiz ölmek üzere olan bir karakterin aşk dünyasını izlemedik ya da okumadık ki. Peki o zaman neden okuyalım? Birincisi klişeyi klişelikten çıkaracak olan etkili yazım dili bu kitapta mevcut. İkincisi ise buradaki fark ölmek üzere olanının kendi yerini dolduracak birini aşkı için bulmaya çalışması. Ve inanın bu arama süreci düşündüğünüz kadar saçma ilerlemiyor. Sizin bunu nasıl yapacak diye düşündüğünüz her şeyi Daisy de düşünüyor. 

2 Şubat 2017 Perşembe

Ölüm Daha Güzeldi – Mehmet Niyazi | Kitap Yorumu


“...O mutlu ölümün kollarında şimdi. Onun için her şey bitti. İnsanların zulmünün ulaşamayacağı bir yerde artık...”

  Ölüm Daha Güzeldi, temeli gerçeğe dayanan bir roman. Sanırım bundan dolayı oldukça etkilendiğim bir roman oldu. Kitabın ön ve arka kapağında konusunu veren şöyle bir yazı var:" Bu roman eski SSCB esareti altında, Azerbaycan’da hürriyet ve istiklal hasreti içinde kıvranan soydaşlarımızın çırpınışlarını anlatmaktadır. Konusu, belli başlı kahramanları gerçek kişilerdir." Kitabı bitirdikten sonra içinde geçen olaylar hakkında daha fazla araştırma yapma gereği duydum. Aslında bu konu hakkında ne kadar cahil olduğumu fark ettim. Edebiyatın bir güzelliği de bu değil mi zaten? Unutulmaya yüz tutmuş yaşanmışlıkları, acıları, zulmü, hayatları mahvolan masum insanları unutturmamak... O insanlar kendisinden sonraki nesiller rahat etsin diye onca cesaret örneği gösterdiyse bunun bir karşılığı onları güzelce anmak, unutturmamak olmalı. Tıpkı bu kitapta olduğu gibi.

30 Ocak 2017 Pazartesi

Yüzleşme – Calia Read |Kitap Yorumu


Yüzleşme – Calia Read


Eğer bizimle ilgili bir endişe duyarsan tek yapman gereken elini kalbinin üzerine koymak. Kalbin attığı sürece seni seviyorum demektir.

  Merhabalar!
  Yüzleşme ile birlikte Fairfax serisini gerçekten de sevdiğime bir kez daha emin oldum.  Serinin ikinci kitabı olan Yüzleşme’den bahsetmeden önce genel olarak Fairfax serisinden bahsetmek istiyorum. Fairfax, ruh sağlığı yerinde olmayan hastaların bulunduğu bir hastane. Yazar, serinin her kitabında Fairfax’da bulunan bir karakter üzerinden oldukça etkileyici bir hikayeyi bizlere aktarıyor. İlk kitap olan Kördüğüm’ü çok beğenmiştim. Sadece birkaç sayfa okuyup bırakmak niyetindeyken kendimi kitabı yarılamış vaziyette bulmuştum. Yazarın üslubunu da oldukça beğendiğim için serinin diğer kitaplarını da okuma kararı almıştım. Yüzleşme’nin çıktığı haberini almak beni çok sevindirmişti. Ancak iş güç derken anca bu zamana okuyabildim.