12 Mayıs 2016 Perşembe

Gurur ve Önyargı - Jane Austen | Kitap Yorumu

Jane Austen Gurur ve Önyargı

Merhabalar!
  Herkesin kalbini fethetmiş bir klasik olan Pride&Prejudice Türkçe çevirisiyle Gurur ve Önyargı bu yazımın konusu. Başlıkta kitap yorumu dediğime bakmayın, kendi halinde bir okuyucu olarak naçizane fikirlerimi paylaşmak istiyorum. Yoksa elbette ki 200 yıllık bir efsaneyi yorumlamak benim harcım değil. Şu an o kadar çok düşünce saldırıyor ki zihnime... Şunu da yazayım şuna da yer vereyim diye kafamda yazı planını oluşturmaya çalışıyorum. Durum böyle olunca ben de ilk defa tarzımın dışına çıkarak başlıklar altında bir yazı yazmaya karar verdim. Şimdi lütfen  derin bir nefes alın, verin. Daha sonra yazımı okurken dinlemek üzere hemen alttaki videoya tıklayın. Müzik eşliğinde güzel bir konsept yakaladık ve hazırsanız başlıyoruz!

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Bir Başka Mavi - Amy Harmon | Kitap Yorumu


TERSYÜZ'ün yazarından, hiç kimsenin "birisi" olmasının... alışılmadık bir dostluğun, umudun iyileşmeye ve kefaretin aşka dönüşmesinin hikâyesi.

Blue Echohawk kim olduğunu bilmiyordu. Gerçek adından ya da doğum gününden bihaberdi. İki yaşında terk edilmiş, bir başıboş tarafından büyütülmüş ve on yaşına kadar okul yüzü dahi görmemişti. On dokuz yaşına geldiğinde, yaşıtları üniversiteye ya da yeni hayatlarına doğru giderken, Blue hâlâ lise son sınıftaydı. Annesiz, babasız, inançsız ve geleceksiz Blue Echohawk aynı zamanda zorlu bir öğrenciydi. Sertti ve kendi bildiğini okuyordu. Ayrıca son derece çekiciydi. Yani, genç bir İngiliz olan ve sorun çıkaranları kanatları altına almaya meyilli ve Blue'yu çözmeye kararlı tarih öğretmeninin tam tersiydi.

Âşık olmak, kim olduğunuzu bilmediğinizde zor olabilir. Kim olduğunu ve sizinle neden birlikte olmaması gerektiğini tam olarak bilen birine âşık olmak ise imkânsızdır.

30 Nisan 2016 Cumartesi

Severek Dinlediğim 10 Fransızca Şarkı



  Merhaba Arkadaşlar!
  Çok uzun zamandır film,kitap yorumu derken blogumun amaçlarından biri olan müzik paylaşmayı ihmal ettiğimi fark ettim. Müzik dinlemek her zaman çok sevdiğim bir şey. Hatta bu müzik aşkımdan dolayı sol kulağımla ilgili sorunlar yaşıyorum. Siz siz olun kulaklıkla müzik dinlerken çok fazla ses seviyesini yükseltmeyin. Son ses müzik dinlemek çok güzel bir şey ama sonunuz bana benzeyebilir. Uyarması benden!
  Bugün  dinlemeyi sevdiğim Fransızca şarkıları paylaşmak istedim. Fransızca kulağa hoş gelen bir dil. Aynı zamanda öğrenmesi çok zor bir dil ama zaten öğrenmek gibi bir çabam da yok açıkcası. Fonetiği hoş olan bu dilin müziklerine geçelim isterseniz.

29 Nisan 2016 Cuma

Yağmurla Gelen Mutluluk - Amber L. Johnson || Kitap Yorumu

Puddle Jumping

2014 Goodreads en iyi genç yetişkin kitabı adayı

Yağmurla Gelen Mutluluk, farklılıkların aslında ne kadar abartıldığını ve sevginin karşısında hiçbir şeyin duramayacağını bir kez daha gözler önüne seriyor...

Söz konusu aşksa, sıradan diye bir şey yoktur. Herkes Colton Neely'nin özel olduğunu düşünüyordu. Lilly Evans ise büyüleyici olduğunu...

Çocukluk arkadaşlarıyken bir kaza yüzünden yolları ayrılmıştı. Yıllar sonra buluştuklarında ise Lilly, Colton'ın ne kadar özel olduğunu ve onu daha fazla tanımak istediğini keşfedecekti. Ve Colton'ı tanıdıkça, ona daha çok bağlanacaktı.

Ancak Lilly, sevgisini kelimelerle ifade etmekte dahi zorlanan bu çocukla ilişkisini dilediği gibi yürütebilecek miydi?

"Bir gün oğlumun yaşamasını isteyeceğim türden bir aşk hikâyesi."
-Qwen Salsbury, Çoksatan The Plan kitabının yazarı-

  Merhabalar Arkadaşlar! 
  Yağmurla Gelen Mutluluk benim için  farklı bir konuya eğilen değişik bir kitap olmayı başardı. Kitabı dün itibarıyla bitirdim fazla arayı açmadan yorumumu bloga girmek istedim. Düşüncelerim biraz karışık ama bunu yazıma çok fazla yansıtmak istemiyorum. Üstelik bu yazıyı yazarken sol kulağım bana işkence ediyor ama yılmadım,blogdayım. 

25 Nisan 2016 Pazartesi

Film Üçlemesi (İsmael+Joy+The Scorch Trials)

İSMAEL


  Aklıma film üçlemesi tarzında bir yazı fikri gelince izleyeceğim üçüncü filmi aramaya koyuldum. Film sitesinde dolanırken bir İspanyol filmi olan İsmael'i görmeyeyim mi? Bir an şok oldum, sonrada çok sevindim. Çünkü başroldeki Mario Casas'ı Tres Metres Sobre El Cielo namı diğer 3MSC filmini izledikten beri yakın markajıma almıştım. İnsan haliyle adamın diğer filmlerini izlemek istiyor ama bir çeviren yokki diğer filmlerini. Adam hakkında elle tutulur bir bilgi bulana kadar ne çekmiştim. İngilizce bilgilerle de bir yere kadar idare ediyoruz işte. Asıl kaynaklar İspanyolca metinlerde ama onu da anlamak için İspanyolca bilmek gerekiyor. Sanırım filmi görünce neden şok olduğumu anlatabilmişimdir. O zaman geçiyorum filme...

23 Nisan 2016 Cumartesi

Kelebeğin Hayat Sırları - Nil Karaibrahimgil | Kitap Yorumu

Kelebeğin Hayat Sırları

İnsan nasıl yaşarsa parlar? 
Nasıl yaşarsa mutluluğu yakalar? 
Nasıl yaşarsa yaşadığına değer?

Nil'in kelebeklerde keşfettiği hayat sırları elinizde… 

17 yaşıma dönseydim, kendime şunları söylerdim: En önemli şey aşk; onu doya doya yaşa!

Birkaç kişinin elini sıkı sıkı tut. Onların dertleriyle dertlen, mutluluklarıyla uç, dediklerine kulak ver. Başkalarının kriterlerine göre seçim yapma. O zaman başkalarının gideceği yerlere gidersin. Oralarda ne işin var? Her gün oku. Her şeyi oku. Ağaç olmak nasıldır? Van Gogh olmak nasıldır? İkinci Dünya Savaşı'na katılmış olmak nasıldır? Öğren. Kendinle sosyalleş. Yoksa unutursun nasıl biri olduğunu. Her gün şükret. Karanlık günler olacak. Düşeceksin de. Yaralar da açılacak. O zamanlarda şunu unutma: Tünel bitecek. Kalkacaksın da. Kabuk da bağlayacaksın. Korkmaktan korkma. Ödün bile kopsun. Sonra kapa gözünü bas karanlığına. Belki biri taş döşemiştir; kim bilir. Böbürlenme. Kibirlenme. Köpürme. Abart. Çoğalt. Parlat. Her gün, bir yazar tarafından hayatının hikâyelendirildiğini düşün ve dinle. Böyle bir kahraman olmak ister miydin? İstiyorsan başarıyorsun. Ne mutlu sana.

14 Nisan 2016 Perşembe

Yabancı Şahmeran - Öznur Yıldırım | Kitap Yorumu

Yabancı Şahmeran

Sen cennetin varlığından gurur duy, ben cehennemi istiyorum. 

Yağan kar şiddetini gitgide artırıyor, koyu renk saçlarıma tutunan kar tanelerinin sayısı çoğalıyordu. Konuşmadı, konuşmadım. Sessizlik... Aramızda her daim geçerli olan bir alfabeydi sessizlik. Ben de bu alfabeye bir kez daha boyun eğdim ve uzun, titreyen parmaklarımı avuçlarımın içine bastırdım. Elimi yanıma indirdiğimde avuçlarımda eriyen kar yere damladı...

Rengi, kan rengiydi.
Rengi, kaybın rengiydi.
Rengi, bir cinayetin rengiydi.

  Öncelikle şu an bu yorumu girdiğime inanamıyor gibiyim. Bir zamanlar Wattpad'den okuduğum Yabancı'yı şimdi  sayfalara dokunarak okumak uzun zamandır kurduğum bir hayalimdi. Bazen kitabın o güzel ve anlamlı kapağına bakıp bakıp "İnanamıyorum! Yabancı'yı kitap halinde okuyorum." demişliğim dahi var. Her ne kadar Yabancı'nın bende ayrı bir yeri olsa da objektif bir şekilde yorumlamak istiyorum. 

Acı benim içimde miydi yoksa acı içinde miydim, bilmiyordum ama bir katil, her şeyi yakacak olan o yangını benim ruhumda başlatmıştı.